günümüz siyasetçileri ismi üzerinden siyaset yapıyorlar gibi bir bahane ile antipati beslenmesinin akıl ve mantık süzgecinden geçirilmemiş bir fikir olduğunu bilen bir nesil yetiştirmek için uğraşmış olan tam bağımsızlık ordularımızın efsanevi kumandanına türkiye büyük millet meclisi tarafından tevcih edilen soyadı.
yönetmen fuad kavur , 7 ay gece gündüz çalışıp, yüzlerce kitap ve belgeyi inceleyerek yazdığı filminin adı...
75 milyon dolarlık bir bütçe belirlenen filmde atatürk rolünü oynaması için son james bond daniel craig ’e teklif götürüldü. kavur, "craig kabul ederse hem atatürk’ü çok iyi oynayacağını düşünüyorum, hem de film dünya çapında dikkat çeker" dedi...
isminde anlamı saklı; türklerin atası.
genel bir yargı vardır atatürk bir on yıl daha yaşasaydı kim bilir türkiye nerelere gelirdi diye..
yanlıştır efendim..hem yanlış hem de bencilcedir.
atatürk ne olursa olsun insandır. ve o bir insandan beklenebilecek en üst şeyleri yapmıştır. çanakkale savaşından geri dönen insanlar arasında aklı yerinde kalan insan var mıydı? bir de bu insan üztüne "devlet" kurdu. bir devletin bütün yükünü omzunda taşıdı.
atatürk, bir ataya düşen görevleri yerine getirmiş olarak huzura kavuşmuştur. geriye bize düşen görevler kalmıştır, o da onun dediklerini, demek istediklerini, anlayıp harfiyen uygulamak.
ha sunu da isterdim, keşke yaşasaydı.. ama yaptığı resmi hayranlıkla izleyen bir ressam edasıyla türkiyesine bakarak..
biz, asıl suçluyu bir kenara bırakıp suçsuzlarla uğraşıyoruz!
evet... bugünkü ortamın tek suçlusu atatürk"tür!..
eğer bugün 60 milyon insanımız, batı trakya"daki türkün durumunda değilse, bunun suçlusu odur!
eğer 1923"te, kişi başına düşen ulusal geliri 70 dolar olan bir toplum, şimdi 2700 dolara ulaşmışsa; bunun suçlusu odur!
eğer 1929 - 39 yılları arasında, bütün dünyada sanayi üretimi yüzde 19 artarken, türkiye"de yüzde 96 artmışsa; bunun suçlusu odur!
eğer türk işçisi, batı"daki gibi, çocuk yaşta yeraltında günde 14 - 16 saat çalıştığı dönemler yaşamamışsa; bir oy hakkı için bile, fransız işçisi gibi, 59 yıl kanlı bir savaşım vermek zorunda kalmamışsa; bunun suçlusu odur!
eğer türk kadını; yasal olarak erkeğine eşitse; "köle" değilse, seçme ve seçilme hakkını, fransız kadınından bile önce elde etmişse; kadınlar bugün türkiye"de vali, bakan, başbakan bile olabiliyorsa; bunun suçlusu odur!
eğer 1923"te darülfünun"daki öğrenci sayısı 2100 olan bir türkiye"de, bugün yüzbinlerce genç üniversitelerde okuyorsa; bunun suçlusu odur!
eğer açık havadaki klasik müzik konserlerini onbinlerce genç izliyorsa; bunun suçlusu odur!
eğer şeyhülislamlar "fetva" verip kuran"ın türkçe basımını engelleyemiyorsa; ezanlar düşman bayraklarının gölgesinde okunmuyorsa; bunun suçlusu odur!
eğer bugün, köy enstitülü binlerce köylü çocuğu, kültür yaşamımıza damgalarını vurabiliyorsa; bunun suçlusu odur!
eğer 1923"lerde ortaçağ karanlığında yaşayan bir toplum, bugün 21. yüzyılın aydınlığında bir ölçüde yaşayabilmişse; bunun suçlusu elbette ki odur!
atatürk"ün suçları saymakla bitmez.
* * *
bir zamanlar kralların, şahların, cumhurbaşkanlarının, başbakanların ankara"yı ziyaret için kuyruk olmalarının sorumluluğu da atatürk"e aittir...
baskı rejimlerinden kaçan yüzbinlerce batılı bilim adamının bir zamanlar kemalist türkiye"yi seçmesinin sorumluluğu da...
faşit mussolini"nin bile türkiye"yi "avrupalı" saymasının günahı da...
ama suçlunun suçlarının iyi anlaşılabilmesi için, suçsuzların suçsuzluklarının da unutulmaması gerekir.
sokaktaki adamın bile "miras hakkı"na dokunulamaz iken... atatürk"ün vasiyetini çiğneyerek, türk dil ve tarih kurumlarını devletleştiren, atatürk"ün miras gelirlerini, devletin aldığı memurlara dağıtan "beş general" suçsuzdur!
"ben atatürkçüyüm ve laikim" diyerek, din derslerinin zorunlu olması hükmünü anayasaya koydurtan, alevi"nin, hristiyan"ın, yahudi"nin, "sünni inancı"nı öğrenmesini zorunlu hale getiren marmaris"teki emekli adam suçsuzdur!
köy enstitülerini kapatırken imam-hatip liseleri açanlar...
laik liselerde eğitim görenlerin sayısı son 20 yılda 3 kat artarken, imam-hatip okullarını bitirenlerin sayısının 14 kat artmasını sağlayanlar... menderes"ten, demirel"e, özal"dan yılmaz"a, tüm "atatürkçü laik" başbakanlar suçsuzdur!
milli eğitim bakanlığı"nı şeriat yanlılarının işgaline terk edenler...
sağlık ve tarım bakanlıklarını şeriatçılara peşkeş çekenler...
içişleri bakanlığı"nın yapısını bozup valilerin, kaymakamların, emniyet müdürlerinin şeriatçı olması için kollarını sıvayanlar...
hepsi, hepsi suçsuzdur!
asıl suç, harp okulu"nu şeriatçılara açmamakta direnen kemalistlerdir!..
sokaktaki adama küfreden suçludur; ama atatürk"e küfreden suçsuzdur!..
1923 'te kim tarafından çekildiği, nasıl derlendiği nasıl gönderildiği belirsiz, kısaca "piç" bir telgrafın doğruluğunu, liberal eğilimli new york times gazetesinde bu "piç"i yayınlayan editörün, çalışanlarının veyahut gazetenin kendisinin meslek etiğini, dürüstlüğünü sorgulamayı kenara bırakayım ki, oyuncak yumak, kedinin haddini aşmasın:
sanırım bu meblânın umursanmayışı, yüce türk milleti, o yıllarda mustafa kemal atatürk 'ün bu toprağın insanları için neler yaptığına canlı şahit olduğundan ötürü helâl ettiği, öyle bir parayı alıyor olsa bile o parayla altına taj mahal çekmeyeceğinden emin olduğu, öldükten sonra vasiyeti gereği o birikimin hatırı sayılır bir kısmının yine milletin kendisinin hizmetine miras edileceğini gördüğü içindir.
tarih, olanları, kıyıda köşede bir paragrafını bile okuyamadığı, bir başlıktan ibaret makale "tadımlık"larını görüp bahar kermiti coşkusuyla kapıldıkları dezenformasyon, ki bu çok ağır durdu bu yumak için, incelteyim, bok atma çabasının içinde bulunanlardan daha net ve temeliyle ibraz eder.
al bununla oyna pisi. çamurlu patilerine ve cılız ebadına ancak bu kadarı layık, üzgünüm.
p.s. anarşizm bayraklarının spektaküler kronolojisi çerçevesinde hıdırellez ritüelleri günlüklerinden nağmeler okuyup bunun övgüsüyle coşanların her çamura yatmak istediklerinde hep amerikan çiftliğini kullanmaları ne de ilginçtir. bir diğeri için (bkz: system of a down)
edit: başka yumak yok. çektiği sızıyla 2-3 paragraf vızzık vızzık miyavlayana daha da yumak vermem ben.
tanrı'nın türk milleti için gönderdiği eşsiz önderin , t.c vatandaşı olan hiç bir kimsenin kendisine soyadı olarak talep etmesi yasak olan eşsiz soyadı.
dağ başını efkâr almış
gümüş dere durmaz ağlar
gözyaşından kana kesmiş gözlerim
ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
ağlar ağlar cihan ağlar
mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
altmış üç ilimiz altmış üç yetim
yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
her geçen seni bizden parça parça götürür
mustafa'm mustafa kemal'im
diz dövdüm
gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna
sakarya'nın suları nâmın söyleşir
hemşehrim sakarya öksüz sakarya
ankara'dan uçan kuşlar
kemal'im der günler günü çağrışır
kahrolur bulutlara karışır
gök bulut yaşmak bulut
uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
divan durmuş bekleşir
mustafa'm mustafa kemal'im
nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
şol yüzünde güneş südü sıcaklık
ellerinden öperim mustafa kemal
senin dalın yaprağın biz senin fidanların
biz bunları yapmadık
sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal
elsiz ayaksız bir yeşil yılan
yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal
hani bir vakitler kubilay'ı kestiler
çün buyurdun kesenleri astılar
sen uyudun asılanlar dirildi
mustafa'm mustafa kemal'im
karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor
dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor
bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru
yattığı yer nur olsun mustafa kemal
ben ölümden korkmam diyor
korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu
değirmen döndü dolandı yıllar oldu
bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir
o bize öğretmedi kazan kaldırmasını
günahı vebali öğretenin boynuna
erdirip oldurana ana avrat sövmesini
yüreğim kırıldı kanım kurudu
var git karadeniz var git başımdan
mızıka çalındı düğün mü sandın
bir yol koyup gideni gelir mi sandın
mustafa'm mustafa kemal'im
ankara'nın taşına bak
tut ki baktım uzar gider efkârım
çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım
gözlerimin yaşına bak
ankara kalesi'nde rasattepe'de
bir akça şahan gezer dolanır
yaşın yaşın mezarını aranır
şu dünyanın işine bak
mustafa'm mustafa kemal'im
fikrimce, mustafa kemal ya da mustafa kemal atatürk tek bir insanı, 1881'de doğup karga kovalayan insanı belirtiyorken, atatürk lafı türkiye cumhuriyeti'ni kuran, devrimlerde payı olan herkesi belirtiyor. sanki atatürk deyince sadece mustafa kemal'i değil de, savaşta canını veren askerleri, onları yetiştiren ebeveynleri, bandırma vapuru'nu kullanan kaptanı, ilk kadın milletvekillerini, yeni türkçeyi öğreten öğretmenleri ve tabii mustafa kemal'in yanında duran diğer devrimcileri de belirtmiş oluyoruz gibi. bir tür soyutlama, idealleştirme gibi yani atatürk kelimesi.
bugün okuyabiliyorsak,yazabiliyorsan özgürce ; işte bunun sebebidir,atatürk.
bugün ben başka düşünürken bir başkası çıkıp kendi düşüncesini bağırabiliyorsa buna sebeptir,atatürk.
her karış toprağımızın altında yatandır,atatürk.mehmet'in,ali'nin,veli'nin ... bu vatanı bize sunan nice genç,yiğit askerlerin bir parçasıdır atatürk.eli,göz,yüreği ... hepsine babadır atatürk.
yaşamaktır,atatürk.yaşayabilmek ...
bugün bir kız çocuğunun yaşamıdır,atatürk.
kız çocuğuyla erkek çocuğunun ... kadınla erkeğin eşitliğidir atatürk.
ah be ata'm be,utanıyorum bazen.
utanıyorum,yolda kapkara çarşaflara sarılı bir kadın yanımdan geçerken.
utanıyorum,birileri karşıma geçip bana dinin olduğu yerde laiklik olmaz derken.
utanıyorum,birileri çıkıp ülkemin emektarına "ananı da al,git ! " derken,diyebilirken ... ellerini uğrunda mehmetlerimin öldüğü toprakta yaşlandıran bir anaya bunları söylerken.
ata'm,utanıyorum bazen !
senin bıraktıkların görmezden gelinirken ... ya sana layık bir 'evlat' olamazsam diye düşünürken ...
utanıyorum,birileri bayrağımda yenilik yapılmasını gerektiğini söylerken.
nasıl utanıyorum bilemezsin,senin toprağımızdan atmak için binbir savaş verdiğin amerikan askerleri,ingiliz askerleri,bilmemkim askerleri ülkemde kendilerine 'devlet'le yuva kurmuşken.
utanıyorum,latife hanım'la birileri kıyasa tutulurken.
utanıyorum ; vatanımın,türkiye'min geleceğini 'yabancı' eller belirlerken.
utanıyorum,bir zamanlar senin oturduğun yerde o 'birileri' otururken ... ve ülkemi yönetenler diye ipleri yabancı ellere teslim edilmiş bir kukla gösterisi izlerken.
utanıyorum,2008 yılında olup da 1800 küsürlere geri dönmekten.
çok utanıyırum,ata'm !
savaşıp,söylediğin gibi özgürce bağırıp yine de vatanımın yarısından fazlasını uyandıramamaktan ...
altında yiğitlerimin dağ gibi bedenleri yatan bu toprakların üstünde gezen bilmemnereli askerlein vatanımı parça parça etmek istediklerini biz bağırdıkça birilerinin hala kulaklarını tıkıyor olmasından ...
memleket elden gidiyorken insanları bekleme salonuna alıp,içerde ne oluyor ne bitiyor görmelerini engelleyip,ellerine de 'türban' denen oyalanacak,dikkati dağıtacak bir oyuncak 'konu'nun tutuşturulmasından ...
yüzünde tonlarca makyajla,daracık giysilerle ve sevgilisiyle hiç çekinmeden uluorta her şeyi yapanların başındaki türbanı hala din için demelerinden ve halkın hala bu siyasete uyanamamasından ...
insanlara geçmişi anlattıkça geçmiş derdim değil deyip gitmesinden ...
ve senin evlatların olan bizlerin sana layık olamama ihtimalinden ...
ama başaracağım ata'm !
bu vatana layık bir evlat olmak için,bıraktığın her şeyi seni yermeye çalışan onca örümcek kafalının gözlerine sokmak için ... bıraktığın her şeyi koruyup kollamak için ... dürüstlüğünü,insanlığını,çalışkanlığını ve vatanseverliğini gelecek tüm nesillere anlatmak için ... kulaklarını tıkasalar bile anlatacağım,bağıracağım ... çalışacağım ata'm bu vatan için ve başaracağım.
her şeye rağmen.
bu güzel vatanın halkının yüzde 46sı hala uyuyorken.
olsun onlar uyusunlar ...
her şeye rağmen biliyorum ki ben tek değilim.
ben,senin evladınım,senin evlatlarınız biz ...
bıraktığın mirası yaşatmaya çalışan
ve bıraktığın işi devralan ...
hintli ev arkadaşına okuldaki proje ile dert yanılmaktadır. bitiremeyeceğinizi, burdan gideceğinizi, okuldan bıktığınızı sallar durursunuz.. herzamanki öğrenci nameleri işte...
hintli arkadaş artık sizin başarısız olacağınıza inanmaz ve dayanamayıp size ''come on poppy!! you are from the country of ataturk the great...'' der..
bu sizi çok şaşırtır ama çok ta hoşunuza gider... eee... peki... ne yani?nasıl?ben onun gibi olamam ki filan derken;
''but don't forget he was turkish after all...'' diye arkadaş devam eder..
bir an öyle bir mutlu olursunuz ki... ''yapıcam ulan ne proje bırakıcam ne okul...yakıcam buraları...'' diye gaza gelirsiniz.
böyle biridir işte atatürk. hiç ummadık anda, hiç ummadık bir yerde, evinizden kilometrelerce ötede, bir anda başarısı ile aklınıza gelen, veya aklınıza getirtilen, başımız dik ve başarılı bir şekilde yaşamamızı sağlamış olan ve hiç bir zaman dil uzatılmayacak ulu kişidir.
mustafa kemal'e(zira mustafa ismide sonradan verilmiştir) soyadı kanunundan sonra naim hazım onat'ın teklifiyle verilen addır. nitekim diğer tekliflere göre en güzelidir.
mustafa kemal etel
etel: attila'nın adının orjinal söylenişidir. büyük nehir anlamına gelir.
mustafa kemal etil
etil: etel kelimesinin eş anlamlısıdır.
mustafa kemal etealp
etealp: altay dilinde büyük kahraman demektir.
mustafa kemal arız
arız: türk büyüğü alp arız'ın soyadıdır.
mustafa kemal ulaş
ulaş: bir türk büyüğü ulaş oğlu şakir kazan'dan esinlenilmiştir.
mustafa kemal yazır
yazır: bir türk büyüğü olan yağlıkçı oğlu yazır'dan esinlenilmiştir.
mustafa kemal emen
emen: bir türk büyüğü olan uçan oğlu emen bey'den esinlenilmiştir.
mustafa kemal çoğaş
çoğaş: bir türk büyüğü olan ulaş oğlu şakir kazan'ın bir ünvanı olması sebebiyle önerilmiştir.
mustafa kemal salış
salış: eski türkçe'de güneş, ışık anlamına gelmektedir.
mustafa kemal beğit
beğit: eski türkçe'de sağlam, kâvi anlamına geldiği için önerilmiştir.
mustafa kemal ergin
ergin: eski türkçe'de aydın anlamına geldiği için önerilmiştir.
mustafa kemal tokuş
tokuş: bir türk büyüğü olan ertokuş bey'den esinlenilmiştir.
mustafa kemal beşe
beşe: eski türkçe'de seçkin anlamına geldiği için önerilmiştir.
saffet arıkan bu alternatiflere ek olarak "türkata" ve "türkatası" soyadlarını da eklemiştir
mustafa kemal e kendi isteği dışında, birazda zorlama ile verilen soyadı. kendisi öz soyadını almak istiyormuş. bu soyadı meselesinde tbmm nin rolü sadece kabulden ibarettir. işi gerçekleştiren agop dilaçar ve necmettin arıkan dır.
türk silahlı kuvvetleri'nde "en büyük türk" olarak askerlere öğretilen insan.
bunu söyleyen ve öğreten zihniyet, bir fatih sultan mehmed han'ı, bir yavuz sultan selim'i, bir kanuni sultan süleyman'ı görmezden gelmektedir.
atatürk çok büyük bir insandır, ama en büyüğü değildir.
nihayetinde peygamber efendimiz tarafından şahsı ve askeri övülen komutan bizzat fatih sultan mehmed han'dır.
"biz bu kötü cânı saklamak içün mü geldik bu köhne cihâna? can atar gönül şem'-i sûzân-ı gazâya. câm-ı fenâdan nûş idüb, bekây-ı devlet içün pervâz ideyün dâr-ı bekâya. at salıp, kılıç çekip düşmana, arş yiğitler, vasl-ı hüdâ'ya..."
en büyük türktür. türk milletine önderlik etmiş en büyük türktür.
peygamberimiz istanbul'u alan komutanı, askerleri övmüştür. çünkü istanbul'un stratejik önemi çok fazladır. fakat atatürk olmasaydı, şu an istanbul bizim elimizde olur muydu? anadolu bizim olur muydu? benim kalbimde atatürk'ün yerin fatih sultan mehmet'ten daha büyüktür. sebebide çok açıktır...