kendini iyi hissetsin diye hastanın serotonin salgısını arttırır, bu madde, yani serotonin sabahları en düşük olduğundan intihar olayları en çok sabah olur ayrıca
insanı pelte gibi yapabilen ilaç türüdür. herşeye kızan hönküren bi insanken,antidepresan kullanmaya başladıktan sonra vurdumduymaz,delirtecek derecede hoşgörülü bi insan olmak mümkündür.
(bkz: atarax)
(bkz: lustral)
(bkz: efexor)
serotonin (5-ht) geri alımının selektif inhibitörü olan maddelerin etkin olarak kullanıldığı ilaç tiplerinin ortak adı. ereksiyon zorluğu gibi yan etkisi olduğunu iddia eden ilaç firmalarına da selamlarımızı yolluyoruz.
(bkz: prospektüs okuyup sözlüğe giri girmek)
öfkelenmiyorsun ağzının tadıyla, üzülünce üzülmüyor, sevinince sevinmiyorsun. sadece devam etmene yardımcı oluyor bu ecza, durmayı, sormayı, yeniden başlamayı, isyan etmeyi erteletiyor sana. yalnız değilsin, neredeyse bütün türkiye bu halde. anti-depresan almayanlar henüz anti-depresanları bilmeyenler sadece. çünkü herkes, istemediği bir hayatı sürdürüyor bu memlekette.
bu hayat kimin gerçekten? sanki bu hayatı, bütün bu işleri bir "bitirsen" rahat edip dinlenecekmiş gibi yaşamıyor musun sen de? patlayana kadar tıkıştırıyorsun hayatı ağzına. sonra bünye kusmaya başlayınca...
ece temelkuran
çeşidine göre farklı tepkiler gösterebilen ilaç türüdür. örneğin ilaç olarak düzenli bir şekilde prozac kullanan kişi, alkol tükettiğinde bir sorun yaşamazken, efexor kullanan kişinin zaman zaman allahı kayabilir. bu olay tabiki karaciğer emilimi ile alakadardır. kullanımları en az 6 aydan başladığı için, bir kez kullanan insan 2. kez kullanmaya başlamak istemez. başlandığında da, doktora ne zaman "ben iyiyim artık bırakmak istiyorum" denilse, doktor kişiyi sallamaz. kişinin hayatı ciddi şekilde etkilenmiyorsa, antidepresana başlanılmamalıdır.
sadece bir uyuşturucu. duygularınızla ve hayatla mücadelenizde anti-depresanlar size yardımcı olamaz. sorunlarınızı ilerde katlanmak suretiyle erteler o kadar. kullanmamakta yarar var. kendinizi aptal ve yarasız hissedip acı dolu günlerinizi özlemeye başlarsınız bir yerden sonra. kendi duygularınızla ancak kendi zekanız sayesinde başedebilirsiniz. para karşılığı size dostluk satan iyilik timsali entellektüel amcalar teyzeler sizi sadece uyuturlar. anti-depresan verirler ardından da kalkar kişisel gelişim kitapları yazarlar. çok ilginç.
(bkz: psikologlara inanmıyorum)
edit: psikologların reçete yazmadıklarını biliyorum. psikologlar psikiyatristlere gönerirler, onlar ilacınızı reçetenizi yazarlar. mecbur kalınan durumlarda, zaten durum psikologu aştığından direkt psikiyatriste gidilerek tedavi başlatılır.. buna asla bir itirazım olamaz, tıbba inanıyorum.. ancak psikologlara inanmıyorum..
kişiye direkt çözümü getirmeyen, ancak hasta olan bireye "düşünmesi için" uygun şartları sağlayan ilaçlardır. ilaçları alıp, k.çı devirip yatmakla hiçbirşey çözülmez. bunları gidilen her psikiyatrist de söylemektedir. bu ilaçlar mucize getirmez. ancak düşünme yetisini kaybetmiş, kendini kontrol edemeyen kişileri dizginlerler ve onlara sorunlarını çözmeleri için zaman tanırlar. zira bu zaman tanınmazsa, hayatlarının da devam etme şansı oldukça azdır.
duygudurumunu denegede tutan ialçlardır. depresyonda olmayan bireylerde etkisi yoktur. en çok ssrı (selektif serotonin gerialım inhibitörleri) kullanılmaktadır. bu grupta prozac, seroxat (paxil), lustral, faverin, cipram ve cipralex vardır. efexor bir serotonin ve noradrenalin gerialım inhibitörüdür. ssrı'lar etkilerini 2-4 haftada göstermeye başlar. aşırı tepki vermeyi engeller, duyguları uyuşturabilirler. bupropion (zyban) uyarıcı etkisi olan bir antidepresandır, çünkü dopamin gerialımını engeller, böylelikle beyinde dopamin miktarı artar. dopamin uyarıcı bir kimyasaldır, beyinde zevk ve keyfin oluşmasından sorumlu bölgenin biricik nörotransmiteridir.
bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen, diye düşünürken ve kendini balkondan atma fikirleri sürekli kafandayken zaten ortada olan sorunları mantıklı bir şekilde çözemessin. antidepresan grubu ilaçlar birçok şeyin çaresi olan ve bazen belli bir süre geçmesi gereken zamanı daha büyük hatalar yapmadan atlatmamızı sağlayabilir. bu tür ilaçlar beynin sıhhatli çalışması için nadasa bırakılması durumunu anımsatabilir bizlere. akşam yemeği yenir, bir adet ilaç alınır, beyin uyuşur, yanında hafif umut kırıntıları taşıyan düşüncelerle birlikte bir zaman geçer. ayanaya bakıp saçlarınızı tararken ilacın boş kutusuna gözünüz çarpar ve gülersiniz..
psikolojik sorunlarda doktor tavsiyesi ile kullanıldığında hayat kurtarıcıdır. zamandan kazandırırlar, acınızı hafifletirler ama kesinlikle tek başlarına bi anlam ifade etmezler. bazı hastalarda ise kullanılması zorunludur bile denilebilir. kronikleşmik vakalarda hasta bu davranışlarından kurtulamayacağına inanmıştır. örnek gün boyu sağda solda ota boka kafayı takan adam bu ilaçlardan aldıktan sonra "amman banane yahu" moduna girer, herşeyi kontrol edemem, böyle daha güzel" der. tabiki bu süreç terapi ile birlikte ilerlemek zorundadır. yoksa ilaç bırakıldıktan sonra semptomlar tekrar ve şiddetli şekilde geri dönebilir. "aman içerim bi prozac herşey güzel" modunda aptalca kullanımı hiçbir işe yaramaz, bu insanı gittikçe dibe çeker ve tırmanması daha zor olur. çoğu kullanıldıktan sonra, kuş belli bir süre kafeste takılır. safinas zayıflığı ve kabasakal göbeği gibi farklı çizgilerde iştaha büyük etkisi vardır.
tüm direnmelerime rağmen, dönüş yaptığım eski sevgili.. kaslarda yaptığı seyirmelerden tutun, kalbinizde ufacık bir heyecan kırıntısı kalmayıncaya kadar sizi uyuşturan sinir bozucu etkileri olan ilaçlar. kullanmaya başlamış olmak başlı başına bir sinir bozukluğu olsa da, kilitli kaldığınız yerden kurtulmanıza yardımı olacağını düşünür, umut edersiniz, belki..
rem uykusunu önleyer ve derin uyku sağlarmış. bir de cipram'ın prospektüsünde, uyarılar kısmında şöyle diyor:
antidepresan ilaçların özellikle çocuk ve gençlerdeki kullanlarının, intihar ya da davranışlarını arttırma olasılığı bulunmaktadır. bu nedenle özellikle tedavinin başlangıcı ve ilk aylarında, ilaç dozunun arttırılma/azaltılma ya da kesilme dönemlerinde hastanın gösterebileceği huzursuzluk, aşırı hareketlilik gibi beklenmedik davranış değişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle hastanın gerek ailesi gerekse tedavi edicilerle yakinen izlenmesi gereklidir.
intihara teşebbüs olasılığı depresyonun tabiatında mevcuttur ve kendiliğinden veya tedavi sonrası belirgin iyileşme görülünceye kadar devam edebilir. antidepresanlarla tedavi edilen hastalar, özellikle tedavinin başlangıcında, klinik olarak kötüye gitme ve/veya intihar eğilimi (intihar düşüncesi ve davranışı) yönünden dikkatle izlenmelidir. majör depresif bozuklukla komorbidite olasılığı sebebiyle, diğer psikiyatrik bozuklukları tedavi ederken de bu önlem gözönüne alınmalıdır.