|
|
- özellikle kalabalık alışveriş günlerinde bakınmak için bir mağazaya girmişseniz başınıza gelebilecek durum. kimi zaman fiyat sorulur, kimi zaman da bunun daha büyüğü var mı gibi direk bir soruyla karşılaşılabilir, sakin olunmalıdır.
- elimde budaklı meşe odunuyla gezmemin en ziyade yararını gördüğüm an. böyle de arkadaş canlısı, hümanistim. casperım.
- carrefour'a düz kırmızı kazak veya penye, kipa'ya da düz yeşil kazak veya penye ile gidildiğinde gerçekleşmesi normal sayılabilecek durum...
- bazen herhalde tipimde satış danışmanı havası var dedirten hadisedir. olur olmaz zamanlarda ve hatta telefonla konuşurken dahi sebze reyonunun yerini soran teyzelerle karşılaşmışımdır.
- en sümüksü ruh hali ve fena bir bedbinlik, bir miskinlik içerisinde iken sana biri bir fırsat sunuyor..kulağında, fonda: ' delikanlı kaça bu..' gibi bir cümle dönüyor..ama onun eşliğinde, daha baskın bir ses sana şunu fısıldıyor aslında:' evet senin de günün geldi, işte sana bir rol.hayat senin sahnen,oyna da göreem..'
bi an yanıp sönen cinsten bi heyecan, telaş, derken..kendini bi bok zannediyorsun.3- 5 saniye içinde de rüyadan uyanıyorsun:
'hee amca, ben bakmıyom, buraya..'
'he, kim bakıyo?.'
o an kulağınızda fonda çalıyor bu cümle.daha baskın bir ton da: ' işte sana bi fırsat daha...sana bi rol veriyorum, önemlisiiiin...'
....
çok boktan bir durum.
hakikaten.
bazen de şey olmuyor değil..gerçekten o soru soran insana cevap vermek ve ona yardımcı olmak zorundaymışım gibi hissediyorum..telaşlanıyorum.çok sinik ve sümük bi insanın yapacağı davranış bu.
- bazen yardımcı olmak, bazen gerçek görevliyi göstererek yardımcı olmak, bazen de kıllık yaparak karşılık verilebilen hal ve davranış biçimidir. karşımızdaki kişinin bizim ne olduğumuzu bilmiyor olmasu bunun için bir sebeptir.
- beni nedense hep mahçup eden olay. karşı tarafı bu yanlış tespitinden haberdar etmek için bir düzine kelime olsa da ben birini seçemiyorum. eller zıt yönlere, ağız bir tarafa burun bir tarafa ve boyun mahzunca bükülür bilinmeyen sebeplerden. sanki karşı tarafa bir güvence vermişim de bütün hayallerini yıkmışım hissiyatı.
sormayın gitsin.
- alışveriş yapmak için bir mağazaya girip tezgahların üstüne eciş bücüş atılmış kazakları, tişörtleri filan toplamaya başlarsanız, alıp baktığınız fakat defosunu gördüğünüz için tekrar yerine koyduğunuz bir şeyi önce düzgün bir şekilde katlıyorsanız, askılardan aldığınız şeyleri tekrar eski yerlerine sanki hiç bozulmamış gibi koymaya çalışıyorsanız, dışardan bakan birinin sizi mağaza çalışanı sanması çok normaldir.
(bkz: ben neden böyleyim)
- (bkz: aaaaayh üstüme iyilik sağlık)
- " bi hatunla falan buluşacağınız zaman kesinlikle beyaz gömlek giymeyin tut ki giydiniz d & r ' a kesinlikle gitmeyin " tavsiyesi ile bi keresinde ne kadar mağdur olduğumu anlatmak istediğim konu. aptal kızın teki gelmiş bana lara fabian cd' si soruo ne bilim lan ben!!!!
(fular, 22.07.2008 17:43 ~ 17:43)
- böyle bir durum da gerçekten personelmiş gibi davranılması da zamanın eğlenceli geçmesine sebebiyet verebilir. her ne kadar gidilen yerin incelikleri bilinmese de bilinen yerlere müşterileri yönlendirmek, onlara yardımcı olmakta güzeldir.
- adidas ya da nike ait bir mağazadaysanız ve üstünüzde bu markalara ait bir tişört vb bişeyler varsa başınıza gelmesi muhtemel olay.
(munal, 22.07.2008 17:53)
- kimi zaman ufak bir manevra ile lehte kullanılabilen bir olaydır.
taş dişi - pardon bakar mısınız ? bu bluzun yeşili var mı acaba ?
ortam adamı - ben burada ça... (anam !!! taş !!!) sanırım yok hanımefendi ama elinizdeki mavi de gayet hoş bence. hem o güzel gözlerinize daha çok yakışmış.
td - öyle miiii (hafiften gevşedi burda)
oa - gerçi rengi de pek önemli değil aslında zira siz ne giyseniz üzerinizde güzel duracaktır. aslında gözlerinize ve güzel yüzünüze bakmaktan insanlar ne giydiğinizi farketmeyecektir bile (aha doksana gitti bu!!)
td - ya aslında arkadaşlarda hep aynısını diyorlar. (oldu bu oldu)
oa - bence bu konuyu kahve içerken konuşmaya devam edebiliriz. gerçi sizinle birşey içmekte tehlikeli malum size bakmaktan üstüne dökebilir insan.
td - ama siz nasıl izin alacaksınız ki şimdi hemen..
oa- ben gönüllü çalışıyorum burda öylesine zevkine (pek olmadı ya neyse)
soran bunun dışında bir kapsamda ise
herhangi biri - pardon bu bluzun....
ortam adamı - yaaaaa bi gidin ya tezgahtar kılıklı mıyım ben kör müsünüz var orda birisi. hay allahım yaa
insan ayırmayın yardım edin, nazik olun. mesajla da bitirdim süper oldu.
- hemen hemen herkesin başına gelebilecek bir durumdur.birde sanılmaktan daha illet bir durum vardırki oda birilerini satıcı sanmaktır.rezil eden,yer yarılsa içine girsem denilen durumdur.hele de bu saflığı aynı mağza içinde 3 kez yapınca durum dahada vahimdir..hatta iş farklı olaylar zinciriyle de gelişebilir..
bu salaklığı aynı mağaza içinde iki kez yapmış biri olarak anımı paylaşacak olursam; günlerden bir gün istinye'de eski adı şampiyondu sonradan carrefour olan o alışveriş mağazasında annemle sakin sakin reyonları dolaşıyorduk..annem ''kızım git ordan iki puding kapta gel'' dedi.bende reyona yöneldim..aman birde ne göreyim en sevdiğim lezzet kakaolusu kalmamış..hemen elime pudinglerden bir numune alıp görevli aramaya koyuldum.bilenler bilir belki orada çalışanların standart giysisi kırmızı şişme yelektir..geri kalan gömlekmiş,pantolonmuş serbest..ama üstünde şampiyon yazısı yazmıyor..her neyse ben deli gibi bir görevli ararken kırmızı şişme montlu genç bir adama ''pardon bunların kakaolusu yok mu'' diye sordum..adam şaşırmış yüzüme bakarken birden eşi yada nişanlısı olan bir kadın geldi..gayet sert bi tavırla ''ne oluyor kemal,ne istiyor bu bayan'' diye sordu..ben ne olduğumu şaşırdım tabii..şeyy..ben..puding..kakaolusu.. (içimdende oğlum kemal çok işin var bu cadaloz kadınla diye geçiremeden) demeden annem olay yerinde bitti..kızım bulamadın mı kakaolusunu derken müşteri hizmetleri görevlisi bir sorun mu vardı diyerek balıklama daldı olaya..ben derdimi anlatınca kadın bir nişanlısının üstüne birde görevlilerin üstüne baktı ve utanarak nişanlısını da yanına alarak reyonların arasında süzülülerek gözden kayboldular.yav ne danalar var insan bi kusura bakmayın der falan derken birden gözümüz kıyafet reyonuna ilişti ve annemle o tarafa yöneldik..çok güzel bir pijama takımı gördüm..aa oda ne s bedeni yoktu.(bu arada vermek istediğim mesaj s beden giydiğim zayıf,ince ve güzel olduğum değildir asla) yanımızdaki bayan da ordaki t-şörtleri toplayıp askıya asıyordu..ben yine muhteşem zekamla bayanı çalışan sanarak ''pardon bunun s bedeni yok mu'' dedim.bayanda demez mi ben burda çalışmıyorum hanımefendi diye..bende diyemedim ki ama tipiniz aynı mağaza personeli gibi diye..ahh demedim,diyemedim..tabii ben yerin dibinde ikinci vukaatımla alışverişi yarıda bırakarak evin yolunu tuttum..
(bkz: buda böyle bir anımdı)(palmira, 22.07.2008 23:00 ~ 23:20)
- - bu ne kadar?
+ bilmem ki!
- e kim bilir?
+ bir çalışana sorun isterseniz.
- ?!..
- başıma çok gelen bir hadisedir, kolezyon'da tişört satmışlığım vardır yani o derece..kasaya kadar ben götürdüm herifi yahu.
- daha kötüsü için
(bkz: düğün sahibi olup garson zannedilmek)
- kafedeki müşteriyi garson sanmış biri olarak bana gayet normal gelen durum. bi de adam hemen yan masada oturuyo iki saattir. neyse bari bu kadar değinmişken olayı anlatayım kısaca:
en yakın arkadaşımla uzun süredir görüşemeyip bi kafede buluşmış koyu bi muhabbete dalmıştık. bu sırada yan masada beyaz gömlekli bi adam oturmaktaydı epeyce bi süredir. neyse artık kalkalım dedik ve tam ayağa kalkmış toparlanırken yan masadaki adam da ayağa kalkmış o an. hızla arkama dönüp adamın yüzüne bakmadan "hesabı getirir misin"dedim ve toplanmaya devam ederken "tabi hemen getiriyorum" tarzında bi cümle duymadığımdan tekrar arkamı döndüm ve biraz daha yüksek sesle "pardon hesa..." diye adamın omzunu dürterken o an gelen adamın sevgilisiyle göz göze geldim... adam da "hoşgeldin canım" diyip kızı öperken bana 'hey allahım yarabbim' bakışı attı haklı olarak. bu kadar. utanmıştım ama.
|