|
|
- çoğumuzun çocukluk dönemi resim derslerinin mihenk taşlarındandır.
"gelecek haftaya herkes kalıplarını ve alçısını getirmeyi unutmasın" sözleriyle başlar heyecan..bir hafta boyunca o kırtasiye senin bu kırtasiye benim, babayı anneyi çekiştire çekiştire gezip kâh gufili * kâh pamuk prensesli kâh pavır rencırslı * plastik alçı kalıpları aranırdık..
ertesi hafta elimizde bir torba alçı ve en sevdiğimiz plastik kalıpla beraber okulun yolunu tutar, bu, çocuk dimağına patates baskıdan bile daha eğlenceli gelen resim-iş etkinliğini öğretmenlerimizin rehberliğinde kâh alçıyı kalıbından taşırarak kâh ağzını yüzünü sktiğim murat 'ın alçıyı tetip dökmesiyle delirerek kâh burcu 'nun üzerine bulaşan alçı yüzünden sami hoca 'ya gammazlaması akabinde mna soktuğumun okuluna kafam girsin tabi..
hay skeyim, yine olmadı. olmuyor, yakalayamıyorum o 80 lerde çocuk olmak tadını.
şerefsiz sami.. 3 vermişti lan karneye! kişisel çatışmalarımızı profesyonel ortama taşıyan öğretmenlerle nereye kadar bu eğitim sistemi mına koyim ?!
|