öyle bir acıdır ki,insan başına gelene kadar hep dalga geçer ama gün gelir geceler boyu uyuyamaz,düşündükçe ağlamaya başlar,onu gördüğünüzde eliniz ayağınız aylar sonra bile birbirine dolanır...
en güzel hisleri barındıran aşkın kötü darbesidir. karşılıksız aşk yaşayanlar için sadece ulaşamamaktan kaynaklanır bu aşk acısı, eğer beraber paylaştıkları bir şeyler yoksa.. ama ayrıldığın biriyle paylaştıkların, anılarının verdiği acı seni yiyip bitirir. en hassas dönemlerini yaşarsın. arkadaşlarının onun yerini doldurabileceğini düşünüp biraz güçlü olmaya çalışırsın ancak sonra anlarsın ki onun yeri doldurulamıyor. onla gittiğin yerler onu hatırlatır, bir süre çıkmak istemezsin dışarıya, müziklerde ararsın aşkının karşılığını, yine bulamazsın... onu unutmak istercesine kalbinin derinliklerine itmek istersin ama bir yandan da onu unutmak istemezsin aşkı bulmanın zor olduğunu bilerek.. onu unutturacak biri de istemezsin bu nedenle. onla yaşamak bir süre güzel gelir yine sana. ama onun elini tutamamak onu arayamamak da bir o kadar koyar sana. resimleriyle yaşatırsın aşkını. o resimler bir süre sonra çürür gider. aşkı tüm bedeninde hissedersin. sonra anlarsın ki aslında acısıdır bedenini sarmış olan..ortak arkadaşlarınızı ararsın nelerle uğraşıyor diye öğrenmek istersin. insanlara karşı güçlü olduğunu göstermek ister ama her seferinde yenik düşersin. bu böyle bir kaç sene gider ta ki onun gibi sana değer veren biri seni bulana kadar.
içinizin sıkışması, bedende rahatsız edici bir bulantı, maksimum huzursuzluk, boğazda koca bir düğüm ve acı, nefes alamamak, gözlerinizden sürekli yaş gelmesi - ağlama boyutunun çok ilerisine geçmek, hatta günlerce duş alırken, su içerken, marketten ekmek alırken, yatakta uzanırken sürekli bir gözü yaşlı durum halinde olmak, mosmor göz halkaları, dağılmış bir fiziksel görüntü, normalde 5 öğün yemek yerken artık ağıza lokma dahi koyamamak, uyuyamamak, uyanık kalamamak, uyuduğunuz kısacık zaman dahilinde de birbirinden psikopat onlarca kabus görmek, bu b.ktan durumu çözmek için birşeyler yapma ihtiyacı hissetmek ama ufacık birşeyi bile halledebilecek enerjiyi vücutta bulamamak, bünyede bitmek bilmeyen bir mide bulantısı - kusma isteği, kafada oluşan binbir türlü soruya cevap aramak, hiçbirşey için çözüm yaratamamak, bir çözüm bulamayınca da "neden böyle oldu" sorularıyla yastığa kafayı tekrar gömmek, tüm bunları yaşarken bir şekilde dışarıya, en azından aileye normal görünmeye çalışmak, bir kaç gün normal görünmeyi başardıktan sonra(kendinize dahi) aslında hiçbirşeyin normal olmadığını anlayıp iyice çökmek, kendine acımak, hala hayatı onun için de yaşamak, planların içinden onu çıkaramamak, çaresizlik.
kesip atmışsan bişeyi atmışsındır o kadar. sana geri dönmek için seni arayan "o" pişman olur aradığına, acı konuşmuşsundur bir kere. azap dolu dakikalar başlar an geçmeden.. herkesi "o"na benzetmeye başlarsın. pişmanlık gelir, çakar tokadı gider. attığın mesajların hepsini silersin, bilmem kaç ay geçer aradan, hepsi ama hepsi aklındadır. dakikası dakikasına, harfi harfine.. yeni birini bulsam geçer belki dersin, 'belki'yle hayat mı geçer dersin, için içini susturur, umut beslersin ki acı hafiflesin, zamanla yok olsun. ama herkes "o" değildir ki. kusur kusura eklenir, beğenemezsin kimseleri. 'naptım ben?' dememelisindir asla, öyle kabullendirmişsindir kendini. neden? o zaman acı katlanır,artar dersin. halbuki yemişsindir yiyeceğin kadar golü, yetmez son dakika çabaların. "önemli olan katılmaktı" diyebiliyosan, belirtiler apaçık ortadadır; hastasındır artık. aşkın kendisi de bi hastalık değil midir zaten, geçer mi bilinmez ama.. ayrılıktan etkilenmemiş gibi yaparsın arkadaşlarına, onlar kanar, kendini kandıramazsın. insan en mutsuz olduğu anda en çok gülermiş derler ya, doğrudur belki de.. normal bi rüyadır belki "o"nu gördüğün rüya; uyandığında, rüyanı hatırladığında; rüyan artık kabusundur. gecenin bi vakti içini 'hain geceler'in lacivertine dökersin, rahatsındır, kimbilir kaç dakika sürer.. peki sonrası? işte o zaman çınlanır kulağında bişeyler..
istanbul, yenik ayrılmıştır, kendi sınırlarında aşktan..
sonunda bağışıklık kazanılabilecek olay. ne kadar yaşasanızda kafanıza dank etmez bir türlü, çektiğiniz bu acıdan ders almadan yeniden başlarsınız bir ümitle yeni aşka, ama onun da sonu aynıdır, uslanmazsınız yinede.
aslında acı değildir, çok derinden bir ağrıdır. hani herzaman olan, hiç geçmeyen veya azalmayan fakat zamanla kişinin onsuz olmayacağına kanaat getirdiği* geceleri uykusuz bırakan, bütün günü bir elmayla idare ettiren, arabayla giderken radara yakalattıran, insanı "acaba bir gün bitermi" korkusuyla yaşatan** tatlı-hoş fakat bir o kadarda yakıcı-zalim-acı duygu