balıklar gibi özgür yüzsem denizlerde ama ıslanmadan demek gibidir. aşkın acısını çeken kimseler tarafından sık sık söylenilse de gerçekleşmesi pek kolay değildir. gerçek aşk acı ve mutluluğu bir arada yaşatır, acısız aşk olmaz.
acısız aşk olması ihtimalinin deniz baykal'ın sosyal demokratları aynı çatı altında toplaması ihtimalinden az olması dolayısıyla gerçekleşmesi epey zor olan ihtimal.
aşk akitleri standarttır..bağlı yasanın bilmem kaçıncı fıkrasının bilmem kaçıncı bendinde yer alan ifade de..
aşkın acılısı yemeğin kalçalısına bedeldir..
yada onun gibi bişeydi.
salça da olabilir..
neydi ya...
iyi bilirdim ben bunu..
mesela diyorum (alınma hemen);
denizlerden geçsen hiç ıslanmadan
veya
yangınlara düşsen kavurulmadan,
abartıp içindeki ilginç duyguyu
kafanı duvara vursan yaralanmadan!
basite indirgeyelim şimdi bu sorguyu
bıçak kesmese örneğin,
kış üşütmese,
yaz terletmese,
ağız konuşmasa
ve
kan dolaşmasa damarlarında,
ne güzel olurdu değil mi?
güneş tependen hiç kaybolmasa!
aşık olmaksa dilek acı çekmeninde aşkın bir parçasıolduğunu bilmek gerek . bu da anca aşkın ne olduğunu bilmeyen bir zatın ütopik isteğidir dedirten cinsten söz öbeği
bu tamamen insanların hayallerinden ibaret bi cümledir. aşkıksan birlikteyken de ayrıyken de acı çekersin. eğer aşk kötü değilse bile bi süre sonra alışkanlığa dönüştüğünden mutlaka bi şekilde acı çekilir bunalınır.
gerçekleşmesi halinde bünyede kırmızı alarm moduna geçilmesi gereken dilektir.fırtına öncesi sessizliktir ki bazen fırtına bile olmaz, sadece deniz biter.