bahar geçer, yaz gelir, hala beklersin ama olmuyordur...
nasıl zor bir durum bazen dersin "300 yetele borcum olsa da birine aşık olsam" tabi bu kadar basit değil ama..
çok istersin, hatta hiç ummadığın kişilere bakarsın acaba olsam mı diye..
platonik olsa bari dersin öyle aşk mı olur içine küfür edersin..
beceremezssin..
zor zanat diyip vazgeçmektir belkide aşk..
aşık olma güdüsünün kaybolması sonucu yaşanan negatif olay.
- bakın millet buraya yazıyorum, aşık olamığyorum ben anladınız mı?
çok acılar çektim gerçek aşkı buldum ama kaybettim şimdide aşık olamıyorum, beni kendine aşık edecek bağyan varsa tlf. numaram, 0123456789 hemen arayın. evet aşık olamıyorum dedim ama yinede belli olmaz olabilirimde.
bazen özgürlüktür. insanlar tarafından uydurulduğuna inandığınız bir yalana yeniden kapılmaktan kaçmaktır. bazense adından bile korkmaktır aşkın. etrafınızdaki yaralıları görünce korkarsınız. elbette sizin de yaranız vardır. yine de bazen istersiniz. hiç bilmediğiniz bir şeyi özlemek gibidir onu arzu edişiniz. düşünürsünüz yüzyıllarca adından sözedilen duyguyu. "acaba" dersiniz; "acaba gerçekten mutlu olanlar olabilir mi? bu şey gerçekten yüce midir?" siz bunları düşünür düşünmez, o duygunun yaralıları karartır etrafınızı sislerin arasından çıkıp gelen gölgeler gibi. yaranızı hatırlarsınız, tekrar acır o an. ama yine de köşede parıldayan bir umut ışığı vardır. o birini temsil eder sizin gözünüzde, yaralarınıza ilaç sürecek ve yeni sıyrıklara sebep olmayacak birini; hiç bilmediğiniz birini. sonsuzluk gibi uzun, bilinmez, buğuludur onu bekleyişiniz. başkalarından uzak durursunuz o kişi için. ama ne kimse gelir, ne de siz çabalarsınız onu bulmaya. yine de beklersiniz. ölene kadar yanacaktır içinizde o umudun ışığı.
insan vücudu kendini yenileyebilen ve bir çok değişikliğe uyum sağlayan gözünü sevdiğim bir yapıya sahiptir, çünkü geri kalanlar telef olmuştur(gözünü sevdiğimin evrimi).
aşık olamamak düşkırıklarının açtığı derin yaraların oluk oluk kanaması, en azından sızım sızım sızlaması demektir. daha hoşlandığınızı düşündüğünüz birini gördüğünüz anda bir öncekilerin yarattığı bütün yaralar hep bir ağızdan "bir daha ağlayacaksın" diye bağırır, siz de "değmesin karpuz kabuğu" diyerekten o kişinin yanından geçer ve gidersiniz.
öncekilerin, bütün o geçmiş aşkların özlemlerini, yara berelerini ve saz arkadaşlarını kabullenmek ve artık umursamamak lazımdır ki (sonuçta adı üstünde, "geçmiş", eskidendi, artık yok) yeni denizlere yelken açılabilsin
aradaki duygusal tatilin de keyfini çıkarmak, aşk meşk uğruna satılmış hayat olgularına bir dönüp bakmak iyidir güzeldir.
buram buram bar masası muhabbeti kokan sezer cumhur önal tadındaki girimi burada sonlandırırken, jefferson airplane'den somebody to love adlı parçayı hediye ediyorum, esenlikler efenim
maalesef gerçekten uğruna herşeyi göze aldığınız,onsuz bir hayatı sürdüremeyeceğinizi düşündüğünüz,elini tuttuğunuzda yabancı bir el tutuyor gibi değil kendinizin bir parçası gibi hissettiğiniz,yokluğunu düşününce ızdırap duyduğunuz birinden ayrıldıktan sonra yaşanması çok muhtemel hadise.ilişki herhangi bir sebeple bitmiş olabilir.sizin hissettiklerinizin aynısını o hissetmemişte olabilir.ama bence hayatta gerçekten bir kez aşık olunuyor,gerçek eşle bir kez karşılaşılıyor.bunun biten ilişki sonrası eski sevgiliyi kafadan atıp atamamakla bir alakası yok.hayatın her halikarda devam ettiğine ve herşeyin bir ikamesinin olduğuna inanıyor ve obsesyonla en ufak bir alakanız dahi bulunmuyor olsa bile hayatınızın herhangi bir dakikasında sadece tek bir kişi hala içinizi cız ettiriyordur.şans o kişinin her zaman yanınızda olmasıdır.şanssızlık ise biten ilişkilerin asla eski tadla tekrar yaşanamayacak olması...
edit:sonraki ilişkilerinizde ağır basan taraf genellikle mantık olur..
dünyaya şekil veren akıl, aşka da bi şekil veriyor. aşkı sevdiği, hoşlandığı şeylere göre şekillendiriyor. gülüşünden, bakışından, konuşmasından etkileniyor. -türk erkekleri çoğunlukla sesten etkilenirmiş- bir bakıma içindeki güzelliği bir başkasında bulunca ona aşık oluyor. bir tür aşma durumudur aşık olmak. olgunlaşmadır. birinciden sonra aradığını kolayca bulamıyorsun; inci tanesi gibi oluyor. o zaman aşık olamıyorsun.
insanı depresyona kadar götürebilecek bir durumdur.öyle bir an gelirki artık tercihlerinden bile şüphe etmeye başlarsın.berbat bir şeydir aşık olamamak.heleki neden kimseyi sevemediğini neden kimseye aşık olamadığını bilememek daha kötüdür.eski sevgiliyi unutamamak mıdır yoksa aradığın kişinin karşına çıkmaması mıdır bilinmez.yolda yürürken deli gibi gözlerin birilerini arar sanki aşk kapını çalcakmışcasına.ama çalmaz işte,ilgini çekmez kimse,hiç bir beden hiç bir ruh.berbattır aşık olamamak aşık olduğunu sanmak kadar.
sürekli aşık olmaya çalışmaktan kaynaklanan,bünyenin bu duruma ters tepki vermesi sonucu oluşan durumdur.halbuki bir rahat bırakın efendim kendinizi, biri elbet var bir yerlerde ve sizi bekliyor..
asiri derecede kasmak, mukemmeli aramak ve cok uzun zamanlar beklemektir. ama gerek yoktur boyle seylere uc gunluk dunyada hala asik olabiliyorken, hala gencken yasamak gerekir doyasiya.
aşkı kafasında mükemmel bi olgu olarak tasvirlemiş insan evladının bu tasviri bi türlü hayatında yakalayamamış olması durumudur.muhtemelen bu semptomları gösteren kişiler aşık olamadan ölüverirler...
gerçek anlamda aşık olamamak insanları sevmemekle ilgili bir durumdur. aşık olamayan insanlar kısa süreli platonik aşklar yaşayabilirler ancak platonik hisler besledikleri kimselerin yanında biraz zaman geçirip onların da insan olduğunu gördükten sonra platonik hisler tarihe karışır, geriye "ben aşık olamıyorum" mutsuzluğu ve umutsuzluğu kalır. sanıyorum bu nedenle en kötü aşk bile aşık olamamaktan iyidir.