türkiyeyi ılımlı islam ülkesi yapmak için hayata geçirilmeye çalışılan planların diğer ayağı. merakla bekliyoruz nereye kadar...hani bitkilerin görünen kısmı ne tarafa doğru meyilliyse kökü tam terse tarafa meyillidir ya ahanda işte görünen kısım avrupaya ama kökümüz iran a doğru gidiyor. aferin...aferin...
ek not: biz (ben değil onlara oy verenler) onları oraya uçkurumuza sahip olsun diye çıkartmadık; ülkeyi adam akıllı yönetsin layıkıyla temsil etsinler diye çıkardır. ayrıca oy verenlerden bazıları uçkurumuza sahip olsunlar, saçları kapatsınlar, sadece gözleri görünür hale getirsinler diye de oraya çıkarttı bundan kesin eminim ama bu başka konu. neyse.
yakın zamanda açık havada mayo giyme yasağını da getirir bunlar dedirten yasak... ayrıca aklıma iğrenç espriler getirmiştir, kendimden utanmama sebep olmuştur, böylece daha ahlaklı olmak yolunda dolaylı yoldan da olsa katkı sağlamıştır.
kimi sitelerde savunucularının " onu gören sürücüün dikkati dağılsa da kaza yapsa daha mı iyi olur?" gibi cümleler sarfetmesiyle evlere şenlik hal almıştır.
kısaca, uçkuruna sahiip olamayan en ilkel duygunun insanlarının "genel ahlak" anlayışının sonucudur.
şimdi bunu isteyen insanın mayolu kadın gördüğü anda tepkisi ereksiyon olmalıdır. insan çalışması sırasında ereksiyon olduğunda ilgisini kaybederek yaptığı işten uzaklaşacağından, arkadaşlar iş verimini arttırmak adına bu kararı almış olabilirler. bu durumda normal insanların tepkisi ne olmalı? yazarın şahsi fikri " sana ne lan bok, sen abazanlıktan ölüyorsun diye bir şeyleri yasaklama hakkını sana ben vemedim ki" şeklindedir. bunu yasaklayan kişilerin bilgisayarları veya evleri incelendiğinde sıçmalısından, hayvanlısına, travestilisinden, zencilisine bir çok konulu filme rastlanacağı aşikardır.
mayo firmaları kendi vitrinlerine bile mayo reklamlarını asamıyorlarsa burada bir yanlış var demektir.
merak ediyorum mayo reklamı görüp de tahrik olan, ahlaksız düşüncelere kapılan var mıdır? yasağın sebebi ahlaksızlığa teşvik etmeleriymiş. benim arkadaşlarımdan aileme kadar bütün kadınlar mayo ve bikini giyerler ve kimsenin de onlara ahlaksız deme hakkı yoktur.
kendileri kadınların saçını başını görünce tahrik oldukları için herkesi de böyle sanıyorlar herhalde. ama ben uygar, çağdaş bir erkek olarak kadının bir mal, bir araç olarak görenlere de kadın bedenini bir tabu olarak görenlere de karşıyım.
bugün mayo reklamlarını yasaklarlar, 20 sene sonra bir bakmışız iran'daki gibi saçları görünen kadınlar uçağa binememeye başlamış.
güzel bir şey bu. hatta bana kalırsa mayo giyen kadınlar da yasaklanmalı, görüldüğü yerde recmedilmelidir.
kafasının orta yerine taşı aşk ettiğinizde bu zındık kadınlar kendine gelecek "aman tanrım, ben ne büyük bir yanılgı içerisindeymişim, doğruları şimdi daha net görüyorum, ufkum açıldı" diyecektir. ülke gelişecek, atılım yapacaktır.
- oysa ki moda akımlarını takip etmek için izliyorduk biz o mayo defilelerini, iş kazası beklentisi içerisinde değildik hiç birimiz. ibb ayıp etmiştir.
imza: kahvehanelerde fashion tv izlenmesi yanlısı bir kısım moda ve sanat sever nüdist genç.
gençliklerinde sürekli olarak bastırılmışlığın sonucu olarak kadın saçı gördüklerinde boşalan molla zihniyetinden şaşırtmayan bir yasaktır. bende bir vatandaş olarak tesettür giyim modelleri üreten firmaların reklamlarına yasak getirilmesini istiyorum tahrik oluyorum efendim, kaza yapacağım diye korkuyorum.
alttan alttan yerleştirilmeye çalışılan düzenin göstergesi olan uygulama..sessiz ve derinden oynan oyunu farkedelim artık..dillerinde bir değiştik lafı ama hala aynı örümcek kafalar..kanmayalım
zeki triko nun yıllar önce protesto ettiği uygulama. yine böyle bir yasak sonrası atatürk'ün sahilde mayolu fotoğrafını billboardlara koymuş ve altına güneşini özledik yazmışlardır.
plajları da kapamalılar diye düşündüren ampül eylemi. millet gidiyor cıbıl cıbıl tahrik oluyor. saç telini görmekten azan, bikinili kadın görünce napar kimbilir. "bütün kadınlar çarşaf giysin kimse tahrik olmasın" demenin ara step'i. masum, edepli anadolu insanı tripleriyle hoşgörmek de ılımlı islamın ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir.
bize ahlak öğretmeye çalışan insanların aslında ne kadar ahlaksız olduğunun göstergesi. bu yasak bana otobüslerde bayan yanına erkeğin oturtulmamasını hatırlattı. kendileri bir bayanın yanında oturdukları zaman bilinçlerini kaybedecek, salyalar akıttıracak olduğundan dolayı herkesi böyle sanmaktadır. ama inanın bu tahmin en masum bahane olabilir. evet belki bu insanlar baskı altında, cinselliği ayıp sanan bir toplumda yetiştikleri için kendilerince haklı olabilirler.
ama eğer bahane bu değil ise işte o zaman bizi çok büyük bir tehlike beklemektedir ki ne yazik ki asıl amaç bu değildir. amaç toplumun yaşam tarzını yavaş yavaş değiştirmektir. toplumun farketmeyeceği değişiklikler yaparak daha sonra da laikliği, demokrasiyi ve en sonunda rejimi değiştirmektir. 23 nisan kutlamalarında kuran okutmak, küçücük kızlara türban taktırıp şenlik yapmak, belediyelerce dağıtılan kitapçıklarla beyin yıkamak yine bu kör, kara zihniyetin icraatlarıdır.
düşünebiliyor musun ki bir mayo reklamı bu insanları ne kadar rahatsız ediyor? sonra çıkıp trafik kazalarına neden olabilir deniyor. eğer böyle bir yasak olmasaydı ve o reklamlar asılsaydı, ardından da trafik kazaları olsaydı bu işin traji-komedisi olacaktı. fakat bu yasak ondan da öte bir skandaldır.
işin diğer bir ilginç yanı ise şudur: belediye "bize başvuru olmadı, olsaydı değerlendirmeye alırdık" demiştir. oysa ki olayın aslı belediyenin reklamverene "boşuna başvuru yapmayın, bu iş olmaz" demesidir.
artık bu olaylar biz cumhuriyet çocuklarının sabrını taşırmak üzere. tandoğan'da, çağlayan'da, manisa'da, çanakkale'de, izmir'de yapılan cumhuriyet mitingleri; bizi bu olayların kahretmesi kadar; umutlandırıyor.
ey at gözlüklü zihniyet; o "bindirilmiş kıtalar" dedikleriniz "asıl büyük bindirme"yi yapmadan rahat bırakın atatürk'ün bize emanet ettiği türkiye'yi. yoksa bindirme nedir göreceksiniz.
mayo reklamı için "ahlaksız olduğu için asamayız" demek, "mayo giyen kadınlar ahlaksızdır" demektir. mayo giymekten çekinmediği halde bu zihniyete destek verenler varsa bir kere daha bu adamların türkiye'yi nereye götürmek istediğini görsünler...
yurdumuzun güzel insanlarının defaatle tartıştığı, mühim mi mühim ,gündemi işgal eden muadil vakıalar silsilesinin yaz versiyonu.efendim, az daha bekleyelim şu plajlarımız açılsın, denizlerimiz ısınsın haşema yok bikini derken yazı da, sıcağı yetmezmiş gibi, hararetli tartışmalarla bitiriceğiz allahın izniyle.
velhasıl kelam bu yasağın başta habertürk olmak üzere tüm haber kanallarında sürekli konuşulacağı ve nihayetinde basın kulübünde melih meriç, taki doğan ve şürekası tarafından rejim tartışması olarak önümüze servis edileceğinden cihetle sözlerimi noktalıyorum.
gerekçesi "sürücülerin dikkati dağılıyor" olan yasak. "ee nasıl reklam yapalım?" sorusuna ise "deniz, manzara resmi falan koyarsanız olur" şeklinde cevap vermişlerdir.
akpli büyükşehir belediye başkanlığının bazı mayo üreticilerinin reklamlarını billboardlara koymayı reddettiğine ilişkin haberdir, yargıtay cumhuriyet başsavcılığı, partinin sicil dosyasına koymuştur. böylece akpnin sicil dosyasına bikini konusu ikinci kez girmiş oldu. bu türk örf ve adetlerine uygun kıyafetlerin yazılı olduğu bir kitap mı var diye meraklanmama sebep veren bu olayda düşünüyorum, varsa okuyalım bakalım neymiş bu tantanaların sebebi...kadını tahrik unsuru sanan zihniyeti hasta beyinler olarak nitelendiriyorum.
yasaklayanların ya da yasaklanmasında rol oynayanların ne kadar sapık düşünceler beslediğini gösteren olay.
'ulan bizim niye hiç aklımıza gelmedi reklam panosundaki bikinili hatuna bakarak trafikte azmak' diyesi geliyor insanın.
istanbul büyükşehir belediye başkanı kadir topbaş, billboardlarda mayo yasağı olduğu iddialarına abd’den şu yanıtı vermiştir. "bu firmalar mayo yasağı var diye reklam yapıyorlar. bunlar kurnaz esnaf. nitekim böyle bir yasak olmamasına rağmen bunu yaparak reklamlarını gerçekleştiriyorlar. bakın ben şu anda abd’de dünya belediye başkanları ile birlikteyim. bu haberler istanbul’un dünya başkenti olmasına yönelik çabaları olumsuz etkiliyor. yoksa ortada bir yasak yok. biz billboardlara ilan yasağı koymadık."
oysa ki, zeki triko'nun patronu zeki başeskioğlu, bu yasağın reccep tayyip erdoğan'ın belediye başkanlığından bu yana olduğunu söylemiştir. bu iddialar üzerine istanbul büyükşehir belediyesi başkanı kadir topbaş, tophanedeki kılıçlı paşa camii'nin yakınında büyük bir panoda mayo reklamının yapıldığını söylemiştir. ancak tüm aramalara rağmen böye bir pano bulunamamıştır. ayrıca, istanbul büyükşehir belediyesi, "kısıtlama yoksa, son 4.5 yılda kaç mayo reklamı aldınız?" sorusuna da yanıt verememiştir.
görülüyor ki, kadir topbaş, "kurnaz esnaf" diye tabirlediği kişilerden daha da bir kurnaz çıkmıştır.