cumhurbaşkanı abdullah gül türkiye cumhuriyeti anayasası'nın 130. ve 2547 sayılı yükseköğretim kanunu'nun 13. maddesi uyarınca yök'ün önerdiği adaylar arasından rektör atadığı bildirildi. yapılan atamalara göre 21 üniversite'nin başına atanan rektörler şu şekilde;
kim kimdir çok bilmiyorum. takip de etmedim. bildiğim hakkında konuşursam eğer, ki insanlar da bir iki örnek verip genele atfediyorlar, abdullah gül boğaziçi üniversitesi rektörü olarak en yüksek oyu alan kadri özçaldıran'ı atadı. rektörlük seçimleri sonucunda:
kadri özçaldıran... 170
ayşe soysal ... 146 (kendisi bu sonuç üzerine adaylıktan çekildi)
aslı tolun ... 4 (bu ne lan bunu niye yazdın diyenler devamını okusun)
sonra yök rektör adaylarıyla görüşüp, liste hazırladı. bu görüşmeye rektörlükten çekilen ve her fırsatta demokrasi dersi veren ayşe soysal katılmadı ama ona rağmen şöyle bir liste gitti abdullah gül'ün önüne...
ayşe soysal ... 17 (çekildiği halde gitmediği görüşmeden 17 aldı)
aslı tolun ... 17 (ya noldu, şaşırdın di mi??)
kadri özçaldıran ... 12
bu görüntüye rağmen abdullah gül yök'ün listesini yok sayıp, kadri özçaldıran'ı rektörlüğe atadı. ayrıca yukarıda adı geçen eski odtü rektörü ural akbulut da bildiğim kadarıyla ahmet acar'a seçimlerde geçilmişti. ee bu iki örneğe bakarak abdullah gül akp'nin istediği adamları atadı diyebilir misiniz? ben diyemem, allah çarpar. siz de demeyin. ama diğerlerini de dediğim gibi bilemem. ama ben genelleştirmedim dikkatinizi çektiyse. siz de öyle yapın. kansere bire bir. brokoli gibi şerefsizim...
kemalist görüşün üniversite yönetimlerinde hakim olmaya devam edeceğini gösteren geleneksel atamalar olmuştur. yeni dönemde de yine hakkını arayan ya da aramaya çalışan öğrencilere soruşturmalar açılacak, okuldan uzaklaştırma cezaları verilecektir. üniversiteler ilim ve bilim yuvası olma yolunda herhangi bir gelişme gösteremeyeceği gibi tüccar rektörler okulları daha fazla ticarethaneye dönüştürmeye devam edeceklerdir.
ayrıca akp nin odtüye kendi görüşünden bir rektörü atayacağı iddiaları da boşa çıkmıştır. karşıtlığıyla bilinen (v)ural akbulut yerine yine onun yardımcılarından aynı zihniyete sahip bir başka isim getirilmiştir.
en başta recep tayyip erdoğan'ın rahatsız olacağı atamalardır diyebilirim. nitekim yapılan yapılan seçimlerde en çok oyu alan bazı rektör adayları yerine başkaları atanmıştır. bu konuda recep tayyip erdoğan tarzı bir soru sorarsam sanırım rte nin neden rahatsız olacağını da açıklamış olurum. soru şu; az oyun çok oyu alt ettiği hiç olur mu? olmaz değil mi? bu ülkede demokrasi denen bir araç var.
rektörlük seçimleri neden yapıldı dedirten atamalar. demokrasi demokrasi diye çığlık atan akp demokrasi sınavından bu atamalar ile kaldı. kadroculuğun bokunu çıkardıkları atamalardır.
beni en çok üzen ise faruk karadoğan'ın seçimlerde birinci gelmesi ama yerine fetullah gülen tarikatınından olduğu her fırsatta yinelenen muhammed şahin'in atanmasıdır. artık bu kadar aleni kadroculuk yapılmasına pes diyorum başka bişey demiyorum.
not: dayanamıyorum başka birşey daha diyorum sözlükte (ki itüsozlük sonuçta) bu olayın yankı bulmaması beni çok şaşırttı.
dicle üniversitesi rektörü olarak atanan jale saraç hanımefendi tüm diyarbakırca şu özelliğiyle tanınır ki ; bu hanımefendi erkek hastalara bakmamaktadır.kendisi fizik tedavi hocasıdır.
bir üniversite düşünün ki rektörü doktor ve o doktor erkek hastalara bakmayan bir kadın doktor.vay anam vay.
"çok sevgili" (!!!) cumhurbaşkanımızın yamulmuyorsam itü de dahil 5 üniversiteye, yine pek sevgili (!!!) yükseköğretim kurulu'muz aracılığıyla üniversite içi yapılan oylamalarda ikinci sırada olmalarına rağmen birinci sırada gibi gösterip istenmeyen adayları atadığı, beni üzüntülere gark eden atamalardır.
ayrıca muhammed şahin'in atanması sonucunda itü'den 12 öğretim üyesinin istifasına sebebiyet vermiştir.
bu noktada kendi okulumla bir kez daha gurur duyduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.
cumhurbaşkanının tarafsız olması geyiğini yine akıllara getirmiş atamalardır. ben bu tarafsızlık olayına anlam veremiyorum bu güne kadar seçilmiş cumhurbaşkanlarından hangisi tarafsızdı? bir insanın taraf olmaması mümükün mü? illaki bir düşünceye veya ideolojiye taraftır aldığı bütün kararlarda tarafsız bir cumhurbaşkanı gelmemiştir ve gelmesi de mümkün değildir. önemli olan bunu eylemlerine ve kararlarına ne kadar yansıttığıdır aynı olay sezer tarafından atanan rektörlerde de görülmüştür gül tarafından atanan rektörlerde de ama yine de benim tahminimden daha az değişiklik yaparak gül rektör atamalarını yapmıştır size bir örnek
sezer'in yapmış olduğu bazı rektör atamaları
kastamonu üniversitesi 15 oyla birinci olan prof. dr. mustafa safran yerine, 2 oy alan bahri gökçebay'ı rektör olarak atadı.
yozgat bozok üniversitesi en fazla oyu alan prof. dr. mustafa ilbaş yerine 4 oy alan inci varinli'yi rektör olarak atadı.
giresun üniversitesi 25 oyla birinci olan prof. dr. mehmet tüfekçi yerine, 8 oy alan osman metin öztürk'ü atadı.
gazi üniversitesi 1064 oy alan prof. dr. rıza ayhan yerine, 366 oy alan 3. sıradaki kadri yamaç’ı atadı.
cumhuriyet üniversitesi 136 oy alan prof. faruk kocacık yerine, 115 oy alan mehmet bakır'ı atadı.
erciyes üniversitesi 284 oy alan prof. zeki yılmaz'ın yerine 236 oy alan cengiz utaş'ı atadı.
trakya üniversitesi 126 oy alan prof. levent alimgil yerine 109 oy alan enver duran'ı atadı.
zonguldak üniversitesi 164 oyla birinci olan prof. dr. gamze mocan kuzey yerine, 161 oyla ikinci olan eski rektör bektaş açıkgöz'ü atadı.
dokuz eylül üniversitesi 389 oy alarak ikinci olan emin alıcı’yı atandı
inönü üniversitesi 104 oyla ikinci olan fatih hilmioğlu’nu atadı.
samsun 19 mayıs üniversitesi 71 oyla 3. olan ferit bernay’ı atadı.
gül'ün yapmış rektör atamaları
akdeniz üniversitesi: 293 oy alan 1. sıradaki mustafa akaydın yerine 207 oy alan 2. sıradaki israfil kurtcephe
dokuz eylül üniversitesi: 564 oy alan 1. sıradaki sedef gidener yerine 2. sırada 181 oy alan mehmet füzün
istanbul teknik üniversitesi:362 oy alan hüseyin faruk karadoğan yerine 209 oy alan muhammed şahin.
ondokuz mayıs üniversitesi:262 oy alan 1. sıradaki hasan murat aydın yerine 183 oy alan 2. sıradaki hüseyin akan
odtü: 134 oy alan 1. sıradaki ahmet acar yerine 2. sırada 125 oy alan türker gürkan
not: 1.sırada olan ve rektör atananlar listeden çıkarılmıştır.
şimdi soruyorum tarafsız olmamakla suçlanan abdullah gül ile tarafsız bir cumhurbaşkanı olarak düşünülen ahmet necdet sezer arasında tarafsızlık bakımından ne fark var? ben söyleyeyim eğer kendi düşüncenizde biri ise tarafsızdır benimsemediğiniz biri ise taraftır bu kadar açık.
gerek itu senatosunun yaptığı açıklama gerekse 12 öğretim üyesini istifa etmesi itü'nün akp'nin çirkin politikalarına kolayca teslim olmayacağını göstermektedir. umarız öğretim üyeleri ve öğrenciler bu yoldan sapmazlar.
isimlerden çok sisteminin tartışılması gereken atamalardır.yanlıştır doğrudur tartışılır.
ama yıllardır bu şekilde yapılan atamalara -ki son örneğini ahmet necdet sezer döneminde görmüştük- sesini çıkarmayan çok kıymetli öğretim üyeleri şimdi demokrasi,hukuk diyerek atamalara tepki gösteriyorlar.sorarım öyleyse 4 yıl önce türkiye cumhuriyeti'nde demokrasi ve hukuk yok muydu?neden o zaman sezer en yüksek oyu alanları atamadığında sesinizi çıkarmadınız?neden o zaman tepki göstermediniz?amacınız demokrasiyi mi savunmak yoksa kendi çıkarlarınızı mı?
zamanında ahmet necdet sezer in yaptığı atamalara karşılık olarak yapılmıştır. çekiç döner sap döner misali bir karşılıktır. yök ün gönderdiği veya seçim sonuçları o zaman da dikkate alınmadığı gibi şu anda da alınmamıştır.
2004 yılında yapılan rektörlük seçimlerinde ahmet necdet sezer'in atadığı 5 rektör seçimleri ilk sırada tamamlayan adaylar değildi.o zaman akp yanlıları ortalığı yıktı.akp yanlısı basın organları işte sezer demokrasisi vs. şeklinde başlıklar kullandılar.
2008 yılında yapılan seçimlerde abdullah gül ise benzer bir şekilde seçimlerde ilk sırayı almayan adayları rektörlüğe getirmiştir.şimdi de sözde demokrasi yanlıları avazları çıktığı kadar bağrıyor.
yasa "yüksek öğretim kurulu (yök), üniversitelerden gelen 6 aday arasından üç isim belirlenir ve cumhurbaşkanlığı'nın takdirine sunulur. cumhurbaşkanı da, yök tarafından kendisine sunulan üç isimden birini rektör olarak atar." diyor.
görüldüğü üzere yasayla çelişen bir uygulama yoktur.yani uygulama anti-demokratik falan değildir.ancak etik değil denilebilir.ama bu her zaman böyleydi.
eğer bir problem varsa yasadadır.demokrasiyle çelişen cumhurbaşkanı değil yasadır.
o yasayı 4 yıl önce deli gibi savunup şimdi bağıranlar aynı şekilde 4 yıl önce deli gibi karşı çıkıp şimdi savunanlar demokrasiden zerre kadar nasibini almamış insanlardır.
demokrasiyi savunan bir insan yanlış olanın her zaman karşısındadır.işine gelse de gelmese de.
en çok oy alan rektör adaylarının rektör olarak atanmamasına tepki göstermenin laik olmakla falan alakasının olmadığını bana düşündürten olaydır.
evet,demokratik bi şekilde "en çok oy alan" ların atanmaması ve buna tepki duyulması laik olmakla ya da olmamakla değil,"demokrat olup olmamakla" ilgili bir olaydır.
bunun tersten doğrulanması,akp'nin yüzde 47 oy almasını asla içine sindirememekte ama yine de parti kapatmak ya da darbe gibi anti-demokratik yöntemlere karşı çıkmakta ifadesini bulur.
ha bu yüzde 47'lik kesimin kafa yapısının değişmesi gerekliliği tartışılabilir,o ayrı...
demokratsan,insanların asıl istediklerinin atanmamasına karşı olacaksın,bu,bu kadar basittir. asıl istenenler,birinci sırada yer alanlar ,"anti-laik" adaylar da olabilirdi,onlar atanmasaydı da aynı tepki duyulmalıydı.
sorun laik ya da anti-laik olmakta değil,"demokrasi" ve "demokratlık" kavramlarını içine sindirip sindirememektedir bence..
1982 anayasa'sının rektörlerin cumhurbaşkanı tarafından seçilip atanacağına ilişkin 130 uncu maddesinin doğal sonucudur. ayrıca aynı anayasa, anayasa mahkemesi üyelerinin tamamının da cumhurbaşkanı tarafından atanmasını öngörmektedir.
zamanında 16 oya karşılık 2 oyla, 1064 oya karşılık 366 oyla rektör atanmamış mıydı bu ülkede? ilgili anayasa hükümleri ve kanunlar değişmediği müddetçe bu tür anti demokratik durumlara karşı söylenebilecek pek bir şey yok aslında. cumhurbaşkanı, anayasa'nın kendisine verdiği yetkiyi kullanmıştır nihayetinde. cumhurbaşkanının yaptığı hiçbir icraattan, attığı hiçbir imzadan dolayı sorumluluğunun bulunmadığı bir sistemde cumhurbaşkanının yaptığı rektör atamalarına karşı ne diyebiliriz ki?
"itü, şimdiye kadar en zor koşullarda bile üst düzeyde bir yönetim anlayışı sergilemiştir. bu yöndeki geleneğini daima geliştirerek kendi içinden idare edilmiştir. dengelerin bozulup itü nün itü tarafından benimsenmemiş olan yöneticilerin eline teslim edilmiş olmak istenmesinin bilinen bir gerekçesi yoktur. itü camiası onurunun kırıldığını düşünmektedir. itü yü öğretim üyelerinden daha iyi tanıyan olamaz. itü kendisini hiç tanımayanlarca ve kesinlikle bilimsel olmayan bir mülakatla eğerlendirilmek istenmiş bunun sonucu olarak cumhurbaşkanlığı makamının tercihleri olumsuz yönlendirilmiştir. itü nün seçmediği insanlarca yönetilmek istenmesinin bilinmeyen gerekçeleri içinde itü nün bir biçimde bölünmesi yatıyorsa bu itü ye rağmen yapılacak hiçbir şekilde ülke yararına olmayan bir girişim olacaktır. çünkü böyle bir kurumu yaratmak için 235 yıldır emek verilmektedir. onun büyüklüğü bütünlüğünden, mensup ve mezunları arasındaki dayanışmadan kaynaklanmaktadır.itü bütünlüğünü bozacak girişimlerin her zaman karşısında olma bilincini sergileyecek yetenektedir.
[...] itü öğretim üyelerinin seçmediği adayların rektörlük görevine istekli görünmeleri gerçek itü’lüler tarafından benimsenmeyecek üzüntü verici bir olaydır."
"itü rektörlüğü görevim, itü’nün açık olarak belirttiği tercihine karşın sona ermektedir.
[...] her alandaki itü kazanımlarının hiçbir biçimde yitirilmemesini ve sezilen bir tehlike olan itü’nün hiçbir biçimde bölünmemesini, bölünmesine izin verilmemesini dilerim. itü’nün gücü bütünlüğündedir. hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım. itü kimsenin değildir. itü hepimizindir. öyle kalacaktır."
üniversiteler bir ülkenin gelişmişliğinin ve dünya üzerindeki yerinin göstergesidirler. bugün abd dünyanın rakipsiz tek gücüyse bunda dünyanın en iyi 20 üniversitesi nden 17 sine, ilk 100 ün 68 ine sahip olması en büyük etkendir. ingiltere denince akla ilk gelenlerden birinin oxford üniversitesi diğerinin ise dünyanın en iyi 4. üniversitesi olan cambridge üniversitesi olması raslantı değildir.. doğunun ve tüm dünyanın yükselen yıldızı çin bu duruma gelebilmek için eğitime ve özellikle üniversitelere milyarlarca dolar harcamıştır. son yıllarda en iyi 500 üniversite arasına 10 larca üniversite sokmasının çin'deki bu yükselişlin açık ve net sonucu olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
verdiğimiz bunca örnekten sonra türkiye'ye gelirsek, ülkemiz hiçbir üniversitesiyle bu listeye dahil olamamıştır. bunun sebepleri ve nedenleri uzunuzadıya tartışılabilinir. ancak her ne kadar dünya standartlarında üniversitelere şimdilik sahip olamasakta, en azından atatürk çizgisini kendine yol edinmiş ve onun gösterdiği hedefler doğrultusunda ilerleyen ve bu doğrultuda beyinler yetiştiren üniversitelere ve onları yöneten rektörlere sahiptik. ancak bugün gördük ki bazıları üniversiteye rektör atamasıyla camiye imam atamasını birbirine karıştırmıştır. ülkesine bağlı, atatürk ilke ve inkilapları doğrultusunda hareket eden, çağdaş ve ilerici aydınlarımız, hocalarımız tasviye edilmiş, çoğunlukla antilaik, dini düzene yakın ve akp politikaları doğrultusunda hareket eden ve edebilecek kişiler göreve getirilmiştir.
demokrasinin hakim olduğu ya da olması gereken ülkemizde özerk yani kendi içinde bağımsız olan üniversitelerin rektörlerini cumhurbaşknlarının ataması başlıbaşına bir tartışma konusudur. bunu bir yana bırakırsak en azından cumhurbaşkanlarının ve yök ün, üniversite senatolarının verdikleri kararlara saygı göstermeleri toplumun ortak beklentisidir. seçimi yök ve cumhurbaşkanı yapacaksa senatoda bir seçim yapmak ne kadar mantıklı ve gerçekçidir? her platformda demokrasiyi biz cahillere anlatan ve seçim galibinin t.c. anayasasında belirtilen 3 eşit ve ayrı güç ilkesini hiçe sayarak herşeyden ve herkesden üstün olduğunu belirten başbakan, konu diğer seçimlere geldiğinde neden susmaktadır ? konu şemdinli davasına yada dtp nin kapatma davasına geldiğinde yargı bağımsızlığından ve verilen karara saygıdan bahsedenler, kendi partileri hakkındaki davada yargıyı neden suçlamışlar ve yargı bağımsızlığını neden tanımamışlardır.
uzun lafın kısası mevcut iktidar ülkenin tüm kalelerini işgale devam etmektedir. son atamalarla, bu zamana dek tüm tehdit ve şantajlara karşı dimdik durmayı başarmış üniversitelerin işgallerine başlanmıştır. gelecek atama döneminde diğer atatürkçü rektörler de, cami imamlarıyla değiştirilecek, yüksek yargıdaki bağımsız yargı ilkesini uygulayan yargıçlar, yerlerini şeriat düzenine uygun hareket eden kadılara bırakacaklardır.
zaten cumhurbaşkanı tarafından atanması direkt ofsayt olan konu.sanki saltanat koltuğu ne anlamı var oylamanın o zaman?kızıyorum ama hakketen resmen cumhurbaşkanı koltuğunda boş oturmasın diye iş icat etmişsiniz.sonra adamları herkesle papaz ediyorsunuz adalet mi buuu?
artık türkiye cumhuriyeti'nin kaosa sürüklenmesi kaçınılmazdır. sezer ve gül'ün atamalarını kıyaslarken tarafsızlıktan bahsediyor herkes. görünen o ki, kazara, akp'nin istemediği kişiler birinci olsaydı, gül herkesten daha taraflı olacaktı. üstelik ülkeyi emanet edildiği gibi devam ettirmek ve geriye götürmemeye çabalamak konusunda taraflı olmayı pek de ayıplanacak bir şey olarak görmüyorum. (bkz: sezer)