lise, üniversite, işe ilk giriş ve sayılan tüm bu ortamlarda hoşlanılan farklı kızlar (erkekler), farklı arkadaş çevreleri, yurt, askerlik, ev arkadaşlığı gibi yaşanılan mekanlardaki farklılık derken onlu yaşların sonları ve yirmili yaşlar yoğun anılarla dolu ve uzun bir süreç olarak hayatınızı terkederken, otuzlu yaşların başlamasıyla taşların yerini bulmasıda başlar, oturduğunuz ev, bulabildiyseniz hayat arkadaşınız, sürekli bir işiniz varsa işteki arkadaş çevreniz ile birlikte yokuş aşağı bırakılmış bir tekerlek gibi belli bir çizgide gitmeye başlarsınız ve yıllar daha kıt anılarla daha çabuk geçmeye başlar. ne kadar minyon tipli olsanızda yılların izleri yüzünüzde bir yerlerden kendini göstermeye başlar, saçlarınıza teker teker aklar düşmeye, göz çevrenizde ufaktan çizgiler belirmeye başlar, duygularınız 18 yaşında olsada anatominiz bu konuda sizinle aynı fikirde değildir.
muhtemelen biraz durup düşünmektir. hem dönüp ardına bakmak, itiraf edemeden "ah biraz daha bekleseydi ya zaman" demek, hem de "yaşadım ulan sonuna kadar" gibi bir ruh haline bürünmektir. henüz yamacıma uğramayan, ama kaçışımın da asla mümkün olmadığı zaman dilimidir. adımlarını daha sağlam atmak istemektir belkide, kim bilir...
27'den sonrası şu an için hiç de umrumda değil dedirten söze neden olan ifade. (25'im ve doya doya yaşımı yaşıyorum..) he tabi 30'larıma yönelik yaptığım bir yığın yatırımım var da bakalım neyi ne kadar yapabildiğimi göreceğiz...