tribünlerin büyük bölümünün boş olmasına rağmen müthiş destek var. maçın başında tekerlekli sandalye basketbol takımı için yapılan tezahüratlar da harikaydı.
bu arada galatasaray tek kale oynuyor. lincoln çok net pozisyonu kaçırdı. gol ha geldi ha gelicek yani.
göstere göstere gol nasıl atılır gösterdi hacettepe. son 10 dakika içinde 3 tane net gol fırsatını değerlendiremediler ama sonuncusu kaçınılmazdı. bu takım kimin eseri ise teşekkürlerimi sunuyorum. lig sonuncusuna karşı bu kadar rezalet bir futbol beni bile futboldan soğuttu. ikinci yarı 3 gol atsan ne olur atmasan ne olur bu saatten sonra.
hakemin dünkü fb-bjk maçında olduğu gibi tutarsız davrandığı maçtır.tozo'nun lincoln'e yaptığı hareket sarı kart ise,barış'ın tozo'ya arkadan yaptığı ve atağı kesmeye yönelik olan faul hayli hayli sarı karttır.tozo'nun ikinci sarıyı göreceğini bile bile hakemden kart istemesi ise apayrı bir olaydır.
ne yazık ki galatasaray'ın gerets'in ikinci senesindeki gibi top oynadığı karşılaşmadır. takım atak oynuyor, açık oynuyor ancak gol için gerekli olan pas varyasyonlarını, adam kaçırmaları, şut imkanları yaratmayı yapmaktan çok uzak görünüyoruz. takım sıradışı şeyler yapmıyor. "orta saha ve defansı ilerde kurun" diyip başka hiçbir şey demeseniz bu kadarını yapacak bir takım var zaten elde, daha fazlasını görmek istiyor bu taraftar.
hacettepe 10 kişi olsa da geliyor ufak ufak. belki 2 tane daha atsalar yarın her şey farklı olacak diyorum ama gelenin gideni aratmayacağından da emin olamıyorum...
efendim tribünlerin hiç de güzel olmadığı karşılaşmadır. 90 dakika boyunca davul çalıp tezahürat yaparak maç izleyen bir kitleye taraftar demek bile yanlış aslında. galatasaray ne pozisyonlara girdi,ne goller kaçırdı,üç tane de attı ama seyirci hep ''oo haydi galatasaray''...
barış özbek'in ortasahaya kattığı mücadele gücüne tanık olduğumuz maçtır.bir de emre güngör tamamen kendine gelip meira'dan formayı kaptığı an daha sert bir galatasaray izleyeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.
maç sonrasında, maçın son anlarında topu sektire sektire rakip alana taşıyan lincoln'e erdoğan arıca'nın tepkisi ilginçti hakikaten. yani şimdi çıkıp da lincoln rakip oyuncuları rencide etti falan demesin kimse. o zaman rakip rencide oluyor diye her maçı berabere bitirelim. adam kendi sahasında, kendi taraftarları önünde oyunuyor, imkanı bulmuş, yeteneği var ve kendisinden beklenen futbol güzelliklerini sunuyor izleyenlere.
ama o da ne? erdoğan bey maç sonrası lincoln'ün üstüne yürüyor. lincoln şaşkın, mana veremiyor olanlara, erdoğan bey sinirli. zar zor durduruyorlar. bıraksalar tekme tokat dalacak bu fair play ruhlu adam.
allahtan fazla yetenekli adam gelmiyor ülkeye. bir ronaldinho falan gelse sahada adam vururlar. neme lazım.
kimseyi yanıltmasın, hacettepe 10 kişi kalana kadar galatasaray'ın rezil bir oyun oynadığı maçtır.. bu yüzden 40. dakikadan sonrasını pek kaale almıyorum.. maç 0-1 devam ederken, şu hacettepe'den 2 3 tane daha yesek de şu skibbe gitse, derken golü bulduk.. attığımız bir gole sevinemediğim ender maçlardan birisiydi bu maç..
yani şu kaliteli kadronun bu şekilde rezil bir oyun oynaması ayıp.. zaten galatasaray'ın ilk golünden sonra adnan polat'ın sahaya bir bakışı vardı ki, bu işin böyle gitmeyeceğini anladığını gösterir nitelikteydi.. ama inadından da vazgeçmeyen bir yapısı olduğundan maalesef skibbe'ye bir süre daha katlanacağız galiba.. bir de skibbe'den kurtulmayı beklerken, geçen sezonun en kritik yerinde, 6 hafta kala, yolladığımız hoca da geldi tam oldu zaten..
skibbe'ye gelince, adam hacettepe'ye de benfica'ya da aynı sistem, aynı anlayışla çıkıyor.. sen kendi liginde, üstelik kendi sahandaki bir maçta çift forvet çıkmayacaksın da hangi maçta çıkacaksın ? baros kaç maçtır dökülüyor ama hala baros ısrarı neden ? kenarda ümit ve nonda gibi iki kaliteli forvetin daha var.. ya koy yanına birini ya da tek forvet oynamaya en müsait olan oyuncuyu koy baros formsuzken.. zaten baros tek forvet oynayacak bir oyuncu da değil, o da ayrı mesele.. maçı izleyenler ümit karan oyuna girince baros'un daha etkili oynadığını görmüşlerdir..
bir de kewell var tabi.. adamın sağ kanatta faydalı olamadığı gün gibi açık.. solda arda'yı da kesemiyorsun.. o zaman kewell yerine neden aydın'la başlamazsın ? biraz ısrar edilse eminim arda gibi o da parlayacak.. ama nerdeee..
skibbe-kalli, gitsin-kalsın derken olan güzelim kadroya oluyor.. haftalar da ilerliyor ama tüm takımlar puan kayıpları yaşadığı için henüz kaybedilmiş bir şey yok.. ama bu hocayla çok zor olduğu kesin.. artık;
uzun zamandan sonra kapalı ve eski açık tribünlerinin ortaklaşa tüm stadı eğlendirdiği maçtır.
ilk yarıda eski açıkla yapılan tribüm şov izlemeye değerdi. zaten o sırada hiçbirimiz gülmekten maçı da izleyemedik.
kasım ayının son gününde, son "kasım" maçını görecek ali sami yen de oynanmış maçtır. o sami yen ki nice kasımlarda nice dünya devleri devrilmiştir. bunun hüznüyle sarı kırmızı parçalı formayı giyerek sahaya çıkan galatasaray, ve fiorentina tarzı şık formasıyla göz kamaştıran hacettepe sahada yerlerini alıyor, süleyman abay düdüğü üflüyor, maç nizami şekilde başlayıp gayrinizami devam ediyordu. ilk dakikalarda arda nın pasıyla ceza sahasına giren lincoln topu recep e teslim ediyor, daha sonra barış ın soldan getirdiği topu reklam panolarına yapıştırıyor, süleyman abay "hayır top sana çarptı" diye kale arkasındaki foto muhabirine sarı kartı gösteriyordu. daha sonra servet in metalist maçındaki ikramlarının devamı olan akıl almaz geri pasını kapan zoko sanctis le karşı karşıya kalıyor, italyan kaleci akıl almaz bir şekilde bu golü önlüyor, ancak meira 'nın ikramında sadece iki kolu ve iki bacağı olduğu için golü önleyemiyor ve hacettepe 1-0 öne geçiyordu. golden sonra hacettepe panik yapıyor, gerçekten haksız bir sarı kart yemiş olan tozo, buna rağmen kart isterim diye tutturunca sarı kartı görüyor ve takımını on kişi bırakıyordu. pozisyona itiraz eden erdoğan arıca'yı duyan hakem süleyman abay da, çimleri sulama görevlisi hüseyin abi'ye "sen itiraz ettin" diye sarı kart gösteriyordu.
galatasaray 1-0 mağlup duruma düşünce taraftar rahatlıyor, "4-1 alırız bu maçı, en kötü ihtimal 3-1" diye keyifle maç seyretmeye koyuluyor, saldır saldır cimbom şeklinde 30 dakikadır sürdürdükleri eziyeti daha bir şevkle uygulamaya başlıyorlardı. ilk yarının sonlarına doğru meira bir ikram daha yapıyor, ancak zoko avuta atıyor, dönen topta arda ortalıyor, ayhan kafaya çıkıyor, elbette ıskalıyor, recep te göğüs istobu yapmaya çalıyor, top baros un önüne düşüyor, pembe kramponlu golcümüz eline uzak olduğu için ayakla vurmak zorunda kalıyor ve takımının soyunma odasına beraberlikle gitmesini sağlıyordu. bu arada süleyman abay "sen nasıl pembe krampon giyersin" diye stadın otoparkçısını ikinci sarıdan cevahir e yolluyordu.
ikinci yarıya meira-ümit karan değişikliğiyle başlanıyor bana göre de doğru yapılıyordu. zira bu akşam meira - ajdar anık değişikliği yapılsa bile sevinirdim. galatasaray atak geliştiriyor, önce baros un topu çizgiden çıkıyor, daha sonra lincoln kornerini recep kornere çeliyor, sonraki kornerde top dışarı çıkıyor herkes yerlerine dönerken hakem süleyman abay "penaltı penaltı, biri eliyle oynadı orda, penaltı, kim oynadı? sen mi oynadın, yok arap oynamadı, biri elle oynadı, amaan neyse, en yakındaki sendin, al şu sarı kartı" diyordu. penaltıyı kullanan baros takımını öne geçiriyor, süleyman abay galatasaray taraftarının gol sevinci üzerine yan hakeme "sen mi sevindin lan" diye sarı kart gösteriyordu.
burada teli nin haksız sarı kart gördüğü doğru, ikinci sarı kartı da 78 de yiyince, hacettepe son 12 dakika haksız yere 9 kişi oynamış gibi duruyor, ancak, kartı asıl sahibine gösterseydi, o arabın* önceden sarı kartı olduğu için 30 küsür dakika 9 kişi oynayacaktı hacettepe, bundan neden bahsedilmiyor anlamış değilim.
neyse efendim bu golden sonra galatasaray sağlı sollu ataklarla geliyor, bir karambolde ümit karan ın tuhaf şutuna kafayı sokuyor kendisinin ve takımının üçüncü golünü atıyordu. (lan yıllardır içimde ukteydi şu laf, kullandım ya sonunda, oh rahatladım). bu dakikadan sonra lincoln e sert giren teli kırmızıyı görüp çıkıyor, lincoln şova başlıyordu. topuk pasları falan derken, son dakika içinde orta sahada topu alan lincoln, kendisine gelen hiçbir oyuncu olmayınca, top sektirerek bir resital sunuyor, bu da hacettepe teknik direktörü erdoğan arıca yı rencide ediyor, maç sonunda da lincoln ü kibarca tekme tokat uyarmaya geliyor, "ulan takımın sondan ikinci, ona rencide olmuyon da buna mı oluyon" diye soran kimse olmadığı için de tv lere röportaj vermekte bi sakınca görmüyor, galatasaray bu haftayı da 3 puanla kapatıyordu.
- baros, 3 gol attın, ama gene de iyi değildin bu akşam, o el hareketlerini affettirmen için biraz daha çalışman gerek
- ümit karan, baros u dışlayarak, pas atmayarak, antipatik oluyorsun, madem öyle dışlıycan, karşı karşıyaları kaçırmıycan
- sanctis, çok iyiydin bu akşam
- meira, dinlen sen biraz
- maçı kaybetsek te 10-0 kazansak ta en büyük sevincim emre güngör'ün taş gibi sahalara dönmesidir
- süleyman abay, hocam sinirleriniz biraz bozuk galba, bi tatile gitseniz?
- kalli, yok tamam tamam
- erdoğan arıca, lincoln ün yaptığı saygısızlık değil, şovdur seyirciye saygıdır, o seyirci o kadar parayı verip o stada geliyorsa, böyle hareketleri görmek için geliyor, geriye yaslanıp dan dun tekme atan topçuları görmeye değil.
rakip takımın sayı olarak eksikliğinin de katkısıyla aldığımız puanlardan çok, baros'un golleriyle sevindiren maç olmuştur. hani 3 gol olurdu yine ama üçünü de başkası atardı, baros'umuz yine sessiz sedasız dururdu.... şimdi iyi oldu, morali düzelmiştir biraz milan'ın.
allah aşkına neden hiç kimse profesyonellikten zerre nasibini almamış ki bu tavırlarıyla bulunduğu lig pozisyonunu sonuna kadar hak eden haccettepe futbolcularından bahsetmiyor anlamıyorum. trabzon maçında da aynı tavırlar, kendi evlerinde oynadıkları konya maçında da aynı tavırlar...
yok işte arkadaş bazı takımlar gerek kadro yapılarıyla gerek yönetim biçimleriyle süper lig i hak etmiyorlar.
daha geçen hafta rıdvan dilmen videolig de giydirdikçe giydirdi bu takıma. yok kadrosu yetersiz, hiçbir çıkış yapamıyorlar. bizim kemalettin de orda ama bir cacık olmaz bu takımdan havalarındayken şimdi iki kere ayağa pas yaptı diye bu maçı hak etmiş mi oluyor. ki bir sezonda 5-6 kere o kadar seyircinin önüne çıkan futbolcunun da azcık derli toplu oynaması da normaldir hani...
zira antalya maçını da örnek verebilirisiniz. belki 1-0 dan sonra yatıcaklardı, kapanacaklardı kendi kalelerine...belki demoralize olmuş galatasaray gol bile atamayacaktı ve maçı haccettepe kazanacaktı...bu mudur yani savınız? bu mudur sizin futbol anlayışınız
kanımca hakemin hiçbir kararı sonucu etkilememiştir. bırakın hakemi maçı aziz yıldırım da yönetseydi galatasaray bu maçı alacaktı lan işte...alla alla
her maç salak salak kavga çıkaran, gereksiz yere kart gören takımını 10 kişi bırakan dengesiz futbolculardan ben sıkıldım bu takımların yöneticileri nasıl sıkılmadı anlamadım. ha tabii futbolcularda suç yok...suçlu olan teknik direktörler...değiştir gitsin anasını satıyım
sonra neymiş anadolu takımlarının kaderi bu...asıl bu anadolu takımlarının kadersizliği. çevresindeki bir kaç zenginin parasıyla dönen klüplerdeki düzensizliğin yansıması işte bu
öyle kariyeri olan bir futbolcuyla, hayatında 1-2 kere aynı zemin üzerinde bulunma şerefine nail olmuş bir teknik direktörün çemkirmesi de bu yüzden, sinirlenince sağa sola küfür eden tekme atan futbolcunun tavırları da bu yüzden...
ne futbolcuların, ne teknik direktörlerin, ne yorumcuların, ne yönetimlerin ne de hakemlerin değişmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek
önemli olan kafaların değişmesi. bunun sadece bir oyun olduğunu ve bir eğlence olgusu olduğunu kabullenmek de bu konudaki en önemli adım olacak...