|
|
- 29 kasım günü ankara'da gerçekleşecek olan, kesk ve disk'in "krizin bedelini ödemeyeceğiz. işsizliğe, zamlara ve yoksulluğa karşı emek, barış ve demokrasi mitinginde buluşalım" çağrısıyla öncülük ettikleri miting. tüm illerden gelecek destekle geniş katılımlı bir miting olması bekleniyor. kesk'in internet sitesinde yapılan açıklamaya göre türk tabipleri birliği, çiftçi sen, alevi bektaşi federasyonu, tüketici dernekleri federasyonu, mülkiyeliler birliği, insan hakları derneği, türkiye insan hakları vakfı, pir sultan abdal kültür derneği, alevi kültür dernekleri, 68'liler dayanışma derneği, 78'liler federasyonu, devrimci 78'liler federasyonu, aka-der, esp, halkevleri, kbak, seh, töp, chp, dsip, dsp, dtp, ehp, emep, ödp, sdp, shp, sosyalist parti ve tkp mitinge katılacaklarrını açıkladılar. mitingin çağrı metni için;
http://www.kesk.org.tr/...
sanırım bu miting solun krize ve akp'nin ekonomi politikalarına karşı atacağı önemli bir adım olacaktır. bu yüzden destek vermekte fayda var. ezilmemek ve sömürülmemek için bir direnç ve kararlılık örneği göstermek gerekli.
- son iki haftada türkiye'nin birçok yerinde sokağa çıkan emekçilerin sayısı düşünüldüğünde, bir hayli kalabalık olacağı tahmin edilmektedir. tam adı "emek, barış ve demokrasi mitingi"dir.
- patronlara, imf'ye değil, emekçiye bütçeyi,
- işten çıkarmaların durmasını,
- kamu yatırımlarının artmasını,
- silahlanmaya değil, sosyal harcamalara kaynak yaratılmasını,
- patronlara vergiyi, emekçilere zammı,
- şirketlerin değil, gezegenin kurtarılmasını savunmak için güçlü olması çok önemlidir.
- denizli'den üşenmeden kalkıp katılacağım miting. tmmob çatısı altındaki tüm odalar da katılacak bu mitinge. olası sloganları aklıma getirdikçe hava aydınlanıyor gibi oluyor, sanki gök yüzündeki kara bulutları biraz daha uzaklaştıracak gibi bu yiğit sesler.
- dağıttıkları el ilanlarında "doğal gaz zamlarına tepkiliyiz!" sloganını büyükçe yazmışlar ve bu yolla halkın ilgisini çekmeyi amaçlamışlar. ama gördüğüm o ki bu halk, metro çıkışlarında, büyük marketlerin önlerinde kendisine uzatılan bu el ilanını almaya bile tenezzül etmiyor. siyaset biliminin meşhur kavramı, "halka rağmen halk için yönetim" artık yeni bir hal aldı: "halka rağmen halk için muhalefet". insin tepenize tepenize zamlar, gelsin kriz çöreklensin sinenize; müstehaktır.. diyemiyorum.
bir not: dağıtılan el ilanlarında sonda bir yerde "bir ailenin asgari düzeyde ısınmasına yetecek kadar gaz bedava olmalı." gibi bir cümle dikkatimi çekti. türkiye bir sosyal devlet evet ama, az biraz maliye ve iktisat bilen biri olarak bu cümleye katılmam da mümkün değil. yani kamusal malları "saf kamusal mal" ve "yarı kamusal mal" olarak ikiye ayırıp bedellenebilme ölçüsüne ve dışsallık ve temel maliyetlere göre gözden çeçirirsek, doğal gazın bedava olmasının da mümkün olmayacağını görürüz. yani şunu söylemeye çalışıyorum: bazı şeylere elbette ki tepki koyalım ama tepkimizi rasyonellikten ayrılmadan koyalım mümkünse. o hareketsiz ve tepkisiz kalan "halk"ın durumu ile tepkili kesimin durumu arasında bir fark olsun. halk tepkisiz kalarak çözümsüzlüğe mahkum ederken kendini, tepkili kesim de aklın almayacağı çözüm önerileriyle kendisine tepki koyduğu kişileri bıktırmasın ve haklıyken haksız duruma kendini düşürmesin. somut ve anlaşılabilir, reel çözümler sunulsun ve tepki bu yolla rasyonel olsun ki kaale alınabilir görünsün. şimdi çıksa akp dese ki, "ey halkım! bakın bunlar benden gazı bedava istiyor. biz bu gazın metrekübünü şu kadar dolara alıyoruz. size getirirken şu şu harcamaları yapıyor, şı külfetlere katlanıyoruz. yazık değil mi bize? kim ödeyecek bu parayı?" (vatandaş çoğu zaman vergi verdiğini de unutuyor, yönetenleri efendisi sanıyor; bunu da unutmamalı), emin olun o saniye halk bu mazlum ve cefakar akp'nin yanında ve sizin karşınızda olacaktır. ezcümle, çözüm üretmeli çözüm.
ama her ne olursa olsun desteklediğim mitingdir.
- kesk ve disk'in kasım ayı başlangıcında açıkladıkları "krize, işsizliğe, yoksulluğa karşı emek, barış, demokrasi" programı çerçevesinde 29 kasım günü ankara'da kesk, disk, tmmob ve bir çok siyasi örgüt ile demokratik kitle örgütünün desteklediği "krize, işsizliğe, yoksulluğa karşı emek, barış, demokrasi mitingi"dir.
- katılacağım,sesimi binlerin sesine katacağım.
ama,
sendikalar, kapısından içeri adım attığınız andan çıkıncaya kadar ibadet edilen yerleri andırıyor,memleket sorunları, aklıselim çözüm önerileri ve eleştiri orada yapılıyor.çıkınca sistemin birer parçası bireyler olarak dengemizi sağlamaya,uyum sorunu yaşamamaya çalışıyoruz.bilgiyi kutsayan bir gelenekten geldiğimiz için olacak;iyiyi, kötüyü,doğruyu yanlışı biliyoruz.soyanları,hırsızları,uğursuzları tek tek sayabiliriz ama bilmek yetmiyor.bilgi güçlü olmadığınız sürece geçersiz bir değer olarak elimizde kalıyor.
yılda iki üç kez ankara'ya gidip haykırmak bir ritüele dönüşüyor artık.daha alana bile giremeden biten miting,hep aşina olduğumuz arkadaşlarla sakarya barlarında hasret gidermemize aracı oluyor.muhataparımızın bizi duymadığı,dinlemediği hatta azıttığı bir yana yıllardır bu haklı taleplerimizle çığ gibi büyüyeceğimiz yerde örgütlerimiz giderek küçülüyor,örgütlülüğümüzün temel sorunsalından uzaklaşıyoruz.
güçlü olmak gerekiyor evet, nasıl olmalı?
bilmiyorum.
ama,bilgili olmak güçlü olmak anlamına gelmiyor,bunu biliyorum.
- geçen ayın başından itibaren ülke genelinde başlatılan eylem sürecinin son ve en büyük halkası..kesk-disk-siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri ile beraber geniş katılımlı bir eylem olacak..birazdan ülkenin dört bir yanından otobüsler ankara'ya hareket edecek, türkülerle varılacak başkente...
krizin bedelini biz ödemeyeceğiz denilecek, akp zamlarını al başına çal denilecek, ne imf ne ab yaşasın tam bağımsız türkiye diyecekler elleri nasırlı işçiler ve de işten çıkarılanlar, sefalet zammı-sadaka istemiyoruz diyecek memurlar, soğuk olacak ankara yarın, umarız biber gazı ve suyla ısıtılmayla çalışılmaz..
- sesimizin çıktığı mitingdir..
ilk gelen haberlere göre dtcf önünde polis arama noktasında arbede yaşanmış, ve küçük çapta olaylar medana gelmiş. polis daha sonra geriye çekilince miting alanına aranmadan giriş sağlanmıştır. ilk geri adımı attırmak önemli.. dilerim devamı gelir..
- ankarada olsam katılacağım mitingtir.
televizyonların ne kadar yanlı olaya baktığını birkez daha göstermiştir bu miting. millet ekmek derdinde, miting alanlarında, hepimizi etkileyen krizi, zamları protesto ederken, provakötör polislerin olay yaratması haber konusu olmuştur. bu televizyonlar ne zaman yalakalığı bırakıp haklının ezilenin yanında olacaklar?????(trinity, 29.11.2008 19:14 ~ 19:15)
- samimiyetine inanmadığım mitinglerden bir tanesi daha.
gerçekten zamları protesto ediyor olsalar tamam. ama çoğu kişinin beklediği gibi sol destekli uyduruk chp mitinglerinden biri olmuştur.
akp yi istemiyorsunuz da acaba hayaliniz deki partiler bu zamları yapmayacakmıydı.
- hak-iş düzenliyor olsaydı, samimiyetine inanılır br miting olur muydu a canlar, dostlar?o zaman ne "uyduruk" ne de "sol" olurdu, he mi?
hizaya gelin efendiler. akp'ye karşı düzenlenen "sol" tandanslı mitinglerin son halkası olan mitingdir bu. 3 hafta kadar önceki "alevi mitingi"nden sonra, ona benzer katılımla gerçekleşen görkemli bir gösteri oldu. işin heyecan verici tarafı, işçi sendikalarının sesini böylesine çıkarması oldu. eğitim-sen ve kesk, uzun zamandır ilk kez bir mitinge bu kadar iyi hazırlanmışlar. ciddiye alıyorlar. kriz, ciddiye aldırtıyor.
mitingin havasında ise chp filan yoktu amına koyim, hayatı zaman gazetesinden mi öğreniyorsunuz, nedir? götünün üstünde oturup da, "aga yürüyonuz da noluyo" diyen liseden yeni mezun eski solcu kılıklı veletlerle fazla zaman geçirmeyin.
- salim uslu denen ye$il de mitingin samimiyetine inanmamış. haklı adamcağız. olacak iş mi şimdi bu? kardeşim işverenler (ne büyük bir lütuftur ya rabbi, hayır dualarınızı eksik etmeyin üzerlerinden) zor durumda, aynı gemideyiz zaten:
http://haber.sol.org.tr/...
- yaklaşık 80 bin kişinin katıldığı mitingdir.
- medyanın yavşak yorumlarına,faşist sendikacıların karalama çabalarına rağmen (hükümeti ve krizin asıl faillerini saymıyorum,onlar soluğumuzu hissediyorlar) bu ülkenin safralarından arındırılmış gerçek emek cephesinin, dipdiri ve uyanık olduğunu kanıtladığı mitingdir.
- sıhhıye meydanından garın ötelerine, hipodroma kadar uzanan bir kalabalık olduğu düşünülürse, yaklaşık yüz bin kişi katılmıştır. saat 10'da verilen buluşmaya rağmen, kalabalık yüzünden 13:30 civarında başlayabilmiştir miting.
akp'ye karşı bir dizi mitingler silsilesi sayabiliriz. ve bu mitingler de 2 kategoriye ayrılabilir. birincisi, toptan "gerici" diye nitelendirilemeyecek, ama kürsünün geçirdiği evrim ve sonuçları itibariyle gerici çıktılar vermiş "cumhuriyet mitingleri"dir. türkiye tarihinin gördüğü en büyük kalabalıkların toplandığı bu mitinglerde "güzel günler göreceğiz" lafları edilmiş; sonuçta "chp ve dsp'nin birliği" mesajı galip gelmiş, iğrenç bir pazarlıkçılıkla malül olmuştu. geldiğimiz noktada, ergenekon operasyonu ile birlikte, cumhuriyet mitinglerine hakim olan "kemalist hava" dağıtılmış, üstüne üstlük kemalizm tarihsel bir anomali olarak görülüp geriye kalan üç-beş örgütsel dinanmiği de derdest edlmiştir. bu durum, tek başına "iyi" sayılamaz: öyle ya da böyle sokağa çıkan milyonlarca insan bugün evlerine kapanmıştır. üstelik "orta sınıf" havasının solunduğu bu toplam, türkiye'de faşizmin en kolay alıcısıdır. "demir yumrukçu" tipoloji, türkiye orta sınıfının vazgeçilmezidir.
bir de, sınıf eksenli, ideolojik yönelimi görece daha net mitingler var: birincisi, bu senenin 2 martında tkp'nin yaptığı bir gösteri var. türkiye sosyalist hareketinde, uzun zamandır yapıl(a)mayan, tek başına bir örgütün kotarabildiği ve net mesajlar verdiği ilk miting oldu. ama, "tek bir örgüt" olması üzerinde düşünülmelidir: o zamanlar, akp'ye baktığında "mazlum çevre"nin zulümkar "merkez"e başkaldırısını gören, demokratizm yorgunu bir sol vardı. hala da var; ama mesele bu değil: o zamanlar "sanki sadece akp mi var" çemkirmesinin ardından ağızlardan çıkan küfürler, bugün akp'ye dönük öfkeye dönmüş durumda. son tahlilde iyidir.
durumun değişmesi, en çok 1 mayıs 2008'le sağlandı. daha tali olmakla beraber gayet önemli iki mesele daha var: birincisi, akp'nin alevileri kapsama girişiminin fiyasko ve görkemli bir alevi mitingiyle sonuçlanması; ikincisi, tayyip erdoğan nezdinde bir "kürt reformatörü" gören gözlerin gaflet uykusundan uyanmaları. akp'nin kürtleri toptan kapsama imkanı, en azından şimdilik, erdoğanın kürt illerine yaptığı gezide görüldüğü gibi, kalmamıştır.
böylece, 3 öbek saymış olduk, akp'ye dönük öfke biriktiren: işçiler, aleviler ve kürtler. son iki kategorinin, sürekli sol ile ilişkili olduğu bilinmelidir ve ilkine uygulanan zulüm katsayısının artmasıyla beraber son ikisinin de cendereye sokulması tesadüf sayılmamalıdır. bu 3 kategoriye, bir de "aydın" eklenmelidir: çok önemsediğimden değil; ancak akp ile türkiye liberal aydını arasına karakedi girmiştir.
bu birikimin ne olacağı sorusu, düzen açısından da ortada durmaktadır. yerel saçimler yaklaşırken, chp'yi parlatma operasyonu başlamış; fakat bu opersyon, "çarşaf açılımı" ile ters tepmiş gibi durmaktadır. türkiye sermaye sınıfı açısından akp'nin alternatifi yoktur; bunu kapatma davasından göstermiştir. ama akp'nin bir sorun olduğu da kesindir. törpülenip, başının eğilip yola devam etmesi isteniyor. sermaye ve akp, yeni bir sistem içi dengenin hesabını yapıyor. ekonomik krizi avantaja dönüştürmek şerefsizliği, bu denge arayışının ürünü olarak ortaya çıkıyor.
bir ara sonuç çıkartmak gerekirse: yukarıda saydığım nedenlerden ötürü, mitinglere "chp damgası" vurulmamıştır, vurulamamıştır. disk'in geleneksel chp kuyrukçuluğunun bu mitinglerde vuku bulmaması ise, yerel seçimlerde bunun gerçekleşmeyeceği anlamına gelmemelidir. anlı şanlı devrimci yapıların, seçimlerde nasıl chp'ye yamanmaya çalıştıklarını tarihten ve günümüzden biliyoruz.
alevi mitinginde ortaya çıkan, açıktan bir akp karşıtlığıdır. alevilerin demokratik talepleri hasebiyle tertiplenen gösteri, amacını aşan bir kitleye ve talebe sahip olmuştur. bu, aynı zamanda "alevi kimliği" üzerinden yapılan siyasetin çok nesnel bir zemininin, toplumsal bir karşılığının olmadığını da gösteriyor. alevi hakları, daha geniş hedefli bir talepler bütününün bir parçasıdır.
hangi bütünün parçası olduğu, 29 kasımda belli oldu. uzun zamandır hareketlenme emareleri gösteren türkiye işçi sınıfı, parçaların bütüne nasıl ve nereden bağlanacağını da göstermiş oldu. kocaelinde işten atılan işçiler, ankara üniversitesinde yaklaşık iki haftadır yemekhane işgali yapan yemekhane çalışanları, kamu emekçileri, öğretmenler, öğrenciler bir büyük bütünün parçası olduklarını gösterdikleri gibi, hissettiler de. aslında bu miting, türkiye sosyalist hareketinin hala bu ülkenin tek umudu olduğunu da gösterdi. türkiye işçi sınıfı ve türkiye sosyalist hareketi, uzun zamandır ilk kez böylesine bir "hedef çakışması" yaşıyor. kafası net bir solun, şu şartlarda nasıl ileriye doğru atılabileceği ortadadır. şimdi sınıfın talepleri, onun öncüsünün talepleriyle birleşmiştir. yani bir nevi "güncel hedef-nihai hedef" çakışması.
şimdi yapılması gereken, bu mitinge katılmayanlara, katılamayanlara ne kadar büyük bir olayı kaçırdıklarını idrak ettirmektir. krize, sermayeye ve onun koçbaşı akp'ye karşı mücadelede "siz kaç kişisiniz adamlar yüzde bilmemkaç oy aldı"cılara karşı, o kadar da olmadığını ama bu durumu tersine çevirmek için örgütlü sayımızı artırmamız gerektiği söylememiz gerekiyor. hakikaten, o kadar da değilmiş. müsterih olun.
- hükümetin icraatlarını zamları protesto etmek için sendikaların miting düzenlemesi kadar doğal olması gereken ve haklı birşey yoktur.
benim anlamadığıım şeyleri buradan sormak istiyorum:
1.mitinglerde polise taş atan arkadaşlara kızmıyorum.ama bu arkadaşlar neden dükkanları taşlarlar.
2.dükkan camlarını kırmaka doğalgaz zammını protesto etmek arasında nasıl bir bağlantı vardır.
3.miting sırasında olası zararla karşı kepenklerin kapatan o saatleri boşa geçiren esnafı zararı ne olacak.
4.esnaf zaten zengin ve bizim düşmanımız diye kemal sunal filmi solculuğuna inanan hala var mı .
5.haberleri izlerken düşündüm o dükkanlardan biri benim olsa ve orada olsam taş atan gençlerin en azından azını burnunu kırarım.
6.yoksa istenilen tepki doğurup anarşi mi üretmek.
- çeşitli muhalefetlerden dolayı katılamadım. miting sonrası kızılay'a gitme fırsatım oldu. her mitingde olduğu gibi bu mitingde de polis kendi şovunu hazırlamış. utanmasalar istanbul yolunu da kapatacaklarmış trafiğe. eskiden miting ertesi otobüslerde, özellikle sincan tarafına giden, oradan gelen otobüslerde, birkaç tane kendini bilmez çıkıp "bu ne kardeşim halka eziyet gidin başka yerde yapın mitinginizi" tadında şeyler gevelerdi. 1 mayıs 2008'den bu yana böyle zırvalarla karşılaşmamak çok hoş. özelikle dikkat ediyorum, melih gökçek'in deney alanlarına dönüşen ankara caddelerinde gideceği yola yarım saatte değil de 1 saat 15 dakikada giden insanlar, artık "melih de çalışıyor" demek yerine "şu adamdan da kurtulamadık" diyorlar. bunlar ankara için önemli örnekler.
ankara için önemli derken aslında ankara'nın "başkaldırı" tarihine de gönderme yapmak niyetindeyim. kentin ruhundaki eylemcilik son birkaç senedir bu tip mitingler ile tekrar ortaya çıkarılıyor. melih gökçek ve badem bıyıklılar geleneği kenti son 10 yılda baya domine etti. bunun önüne geçmek çok mühim. çünkü türkiye'deki kitle eylemlerini harekete geçirmek, ankara'yı harekete geçirmekten geçiyor. aslında son zamanlarda yapılan taksim fethi çalışmaları son derece mühim olsa da ankara'daki 1 mayıs'ın etkisini azaltıyor. bu da benim açımdan, istanbul'daki mücadeleye sevinsem de, burukluk oluşturuyor.
istanbul - ankara ekseninde bölünen eylemlerin istanbul kanadında bir bütünlük oluşturuluyor genelde. ancak ankara'da hükümet eliyle "inandırıcı" ve "samimi" kılınan, "hizaya girmiş eylemler" şehirdeki bütünlüğü bozuyor. sınıf bilincinin eksikliğinden falan dem vurmaya gerek yok. hak-iş'in düzenlediği hükümet dostu "eylem"lerde (pardon inandırıcı ve samimi eylemlerde) neden bulunduğunu bilmeyen yığınlar mevcut. örneklerini geçen 1 mayıs'da gördük. bunları zaman'dan, atv'den, sabah'dan ya da yeni şafak'tan takip etmek mümkün değil tabi. götünüzün pürüzsüzlüğü bozulmasın diye alanlarda yoksunuz; bütünlüğünüz bozulmasın diye yandaş medyadan ötesine göz attığınız yok; zaping eğrinize halel gelmesin diye kumandanıza dokunmuyorsunuz... dolayısıyla bunları belirtmek de bize düşüyor.
bu kadar cahil cesareti ve mastürbasyon bir araya gelince "chp elli eylem" demek çok kolay tabi. hani chp'ye neden karşı olunması gerektiğinin falan farkında olsanız ona da eyvallah diyeceğim amınakoyim. "ezan türkçe okundu bu cehape kültürümüze ihanet etti" demi baboliler? sermayeymiş, işçi sınıfıymış, hak-emek hırsızlığıymış, sol oyları emen liberal/faşist bir partiymiş bunların zerre önemi yok. önemli olan basit bir laiklik-demokrasi eksenine hapsedilmiş bir chp muhalefeti. bu noktadan sonra her şey mübah oluyor. resmi yanlış yerden yakalıyorsun çünkü; böyle yaparak da bir yanda chp muhalefeti üzerinden politik meşruiyet kazanırken diğer yanda chp'yi kolaylıkla aklıyorsun. ha bir de ne yaptığınızı siz de bilseniz gerçekten.
eylem kime inandırıcı gelmek zorunda allah aşkına? bir söyleyin. kurul falan oluşturun. engin ardıç, hadi uluengin, etyen mahçupyan, ertuğrul özkök, fehmi koru, taha akyol... bunlara mı inandırıcı gelecek eylem? yoksa hayatını bu isimler ekseninde ikame eden sizin gibi dangalak sürülerine mi? götümüzden alev topu çıkarsak neye inanacaksınız kuzum? kafanızı converse-istiklal-bildiri-marlboro ekseninden hangi ara kaldırdınız da başımıza "eylem eksperi" kesildiniz lan? bir şeye "isyan etmek" nedir, ne değildir kimden öğrendiniz? necip fazıl mı?
eylem "inandırıcı" ve "samimi" değilmiş. ama gördüğüm kadarıyla beklenen etkiyi uyandırmaya başlamış. götünü bebek bezinden yeni arındıranlar böyle "underground" gördükleri eylemler hakkında kelam etme tenezzülünde bulunmazlardı. onlar için de zor tabi, mastürbasyon mesaileri artıyor. artacak da. daha nice "inandırıcı ve samimi" olmayan eyleme yürüyecek işçi sınıfı.
sahi hoca efendi ne diyor bu konuda? samimi gelmiş mi eylemler ona? merak ettim şimdi.
- 90 dakkalık maça 9 saat yayın yapan yamuk medyanın, hakkında pek sessiz kaldığı mitingdir. hakkari'den, bitlis'ten, tekirdağ'dan onbinlerce insan, çocuklarını, evlerini, bırakıp 10-15 saat otobüs yolculuğu yapmışlar, medya halen haftasonu şekerleri tadında. sırf bunun için devrim istiyor insan.
- http://haber.sol.org.tr/...
- yoldaşlığı, dayanışmayı, ekonomik taleplerimizin yanında siyasi taleplerimizin de olduğunu ve bunları elde edemediğimiz takdirde hangi sınıfın kaybedeceğini hem sloganlarımızla hem de militanlığımızla gösterdiğimiz miting olmuştur. o kadar gerçekçi bir miting olmuştur ki kaldırım taşlarının yer çekimine karşı gelemediği defalarca ispatlanmıştır.
- vakit'in en kısa zamanda "sözde işçi mitingi" şeklinde tanımlayacağı miting olacaktır. bir yerlerden görüş alıp alıp işlerine geleni yazacaklar.
bu miting daha çok çıkan arbedeyle yer alır oldu basında. benim fikrime göre, bu olaylar mitingin amacını gölgede bırakmamalı. mitinge katılan kalabalığı gölgede bırakmamalı. onlar da basında yer almalı. fakat bakıyoruz bugün bu miting basında nasıl yer almış?
akşam: ilk sayfa altında küçük başlıkla "ankara'da işçi polis savaşı çıktı."
birgün: "bedeli emekçi ödemeyecek"
bugün: "bu nasıl barış mitingi"
cumhuriyet: "emekçi akp'yi uyardı."
hürriyet: "mitinge anarşi bulaştı."
milliyet: "krize karşı omuz omuza."
posta: "zamları protesto mitinginde kan aktı."
radikal: "80 bin kişilik miting."
sabah: "işçi mitinginde taş ve biber gazı."
sözcü: "akp'liler kaplıca'da, işçi memur meydanda terledi."
taraf: "krize tepkili işçiye biber gazı."
tercüman: "böyle hak aradılar."
türkiye: "meydan savaşı değil, işçilerin emek mitingi(!)"
yeni şafak: "duman oldu."
burada olmayan gazeteler miting haberini birinci sayfadan vermemişler. kavgaların haber olarak yazılmasında garip bir şey yok, ama tamamen mitingin amacını gölgelemesi ve mitingi küçümsenecek bir havaya büründürmesi de doğru değil bana göre.
yukarıdaki başlıkları aktardım. bana göre her gazete "kendisinden bekleneni" yapmış.
|