saat 16 da başlayacak maçı bülent yıldırım yönetecek. ibrahim akın,serdar özkan,hakan arıkan sakatlıklarından dolayı oynayamayacak. bobo'nun sakatlıgı geçti ama ilk 11 de başlayacagını sanmıyorum. ricardinho oynayabilecek sanırım. çok zor maç. fazla gol olacagını ummuyorum. bu maçı beşiktaş'ın kazandıgı taktirde şampiyonluk yolunda ciddi bir avantaj yakalayacagını sanıyorum ama bereberlik kokuyor maç.
ziya doğan yönetiminde trabzonspor beşiktaş'a hiç kaybetmemiş ve bu maçı trabzonspor'un kazanmasının süpriz sayılmayacağı maçtır. ayrıca trabzonspor'un cezası nedeniyle seyircisiz oynanacak olan maçtır.
keşke seyircili olsaydı diyeceğim maç. hakikaten seyircisiz maçların tadı yok. bunu gs-bjk maçındada gördük. başka bir ceza verme yolu bulsalar iyi olacak herhalde.
berabere bitmesi çok muhtemel müsabaka. ikisi de gol yollarında kabız, defansta nispeten iyi takımlar. kalenin rüştü de olması "umarım trabzon kanatlardan gelmez" dedirtir biz bjk taraftarına. güzel maç olması ihtimali vermediğim bi müsabaka ayrıca. iki kabız takım, sıçarsa bi rüştü sıçar işte eğleniriz onunla.
an itibarıyla - dakika 6 - kartalımın ikinci golü de yiyerek trabzona bir kere daha karizmayı çizdirdiği maçtır ayrıca trabzonsporun 2-0 malupken 3-2 yendiği maçı da akıllara getirerek neden olmasın dedirtmektedir.
(bkz: umut dünyası)
trabzonspor iki golü de ibrahim üzülmez'in savunduğu kanattan gelip atmıştır. ayrıca özellikle gökdeniz sezonun genelinde ortaya koyduğu gibi güzel bir oyun oynamaktadır.
bunun dışında bu yarıda beşiktaş'ın koruduğu yarı sahanın tepesinde bir mikrofon gözükmektedir. önce ne lan bu desem de sonra mikrofon olduğunu farkettim. sürekli kadraja girip duruyor bu efekt mikrofonu. lig tv acilen yönetmeninin işine son vermeli*. avrupa yakası gibi oldu lan sürekli mikrofon görüyoruz.
türkiye'de bir kaç beşiktaşlı'nın hakkın rahmetine kavuştuğuna emin olduğum maçtır.
kendi açımdan bakacak olursam da kimin neresine söveceğimi şaşırdığım maçtır.. beşiktaş olumlu top oynadı hataları vardı ona rağmen 2-0 dan 3-2 ye getirdi vs. teknik yorum bir kenara bir beşiktaşlı olarak artık rahat sakin bir maç izlemek istiyorum. ayaklarım titriyor ellerim sakrıyor kalbim tekliyor bıktım vallahi. tak diye kalacağım televizyonun başında ya da stadda bir gün..
ya allah aşkına biri bana yan hakemin çaprazdan gördüğü bir pozisyonda cepheden pozisyona hakim orta hakem üzerinde insiyatif kullanıp kaleciyi attırdığı bu pozisyonun açıklamasını yapsın yahu.. tamam hakem hatası olur molur da bir yere kadar kardeşim.
kardeşim sen orta hakemsin, maçı sen yönetiyosun, yan hakem bayrağında ısrar ediyor diye nasıl gmördüğün bir pozisyonda ona uyuyorsun? bu kadar güvensizsen kendine çıkıp niye maç yönetiyorsun yahu?
neyse beşiktaş'ın 3-2 kazanıp önemli bir deplasmandan puan çıkarttığı maç olmuştur diyip kesip atmak yeter heralde.
beşiktaş takımında yardımlaşmanın en üst düzeyde olduğunu gösteren ikinci bir karşılaşma. kimi zaman zor durum yüzünden olsada herhangi bir futbolcu kaleye geçebiliyor. kör talih yada başka bir şeydir bilinmez. diğer yöndense beşiktaş'ın beni bir kez daha mahalle maçlarına götürdüğü başka bir karşılaşmasıdır. tahminimce topun sahibi kaleci rüştü'ydü. daha fazla dayanamayıp, muhtemelen şöyle diyaloglara neden olmuştur;
rüştü: iki gol yedim oolumm.. sıra sende.. şimdi sen geç kaleye.!
bobo: abi ben golcüyüm, ilerdeyim, savunmaya dönük biri geçsin..
rüştü: itiraz etme lan, herkes geçti geçen pancu geçmişti! o adam bişe dedi mi?! *
rüştü: top benim!! ne diyosun lan!! sen çık ya da dur ben çıkıyorum sizde oynayamayında görün ebenizin nikahını...! hoşaflara bak!
iki gol den sonra değişicez diyodunuz.. alın size top..! *
hiç terbiyemi takınmadan, açıkça ifade etmek gerekirse, beşiktaşımızın "sike sike" aldığı maçtır.
maça kısa bir yorum getirmek gerekirse, maçın henüz 30. saniyesinde gökhan zan, aşina olduğumuz top çıkaramama beceriksizliğine imza atıp, 60 metreden, 30 metre etrafında herhangi bir beşiktaşlı futbolcu olmamasına rağmen, trabzonlu bir topçuya "yerden" pas attı. oyun kuracakken yakalanan beşiktaş ani yediği atağa karşılık veremeyip, yine gökhan zan'ın ağır kaldığı gol pozisyonunu bertaraf edemeyerek golü yedi. trabzon bu gole sevinirken, ben gökhan'a küfür etmekle meşgulüm.
6. dakikada tipik ibrahim üzülmez izledik. topa bakmadan rakibe koşması, topun sırtına çarpması, kendisini yere atması, faul beklemesi akabinde yattara'dan güzel bir gol. trabzon yine bu gole sevinirken ben bu defa ibrahim'e küfür etmekle meşguldüm.
ancak beşiktaş hızlı toparlanıp, 5 dakika içinde biri penaltıdan olmak üzere, iki gol bularak, durumu 2-2'ye getirdi. 22. dakikada burak maçtaki en olumlu hareketiyle golü attı, 26. dakikada, celalettin delgado'nun kafasına tekmek asvurunca penaltıya sebep oldu.
tabi bu sırada, beşiktaş özellikle kanatlardan gelen toplarla goller kaçırdı. hatta ilk ayrının son dakikasında mutlak golü kaleci çıkardı, dönen pozisyonda nobre golü attıysa da, bu defa ofsaytta oldğundan gol iptal edildi.
2. yarıda da topa sahip olma ve atak bakımından beşiktaş üstünlüğü izledik. trabzon da beşiktaş sahasına hızla geliyordu fakat, bu yarı sahaya gelişler, net pozisyon olamıyordu. 72. dakikada her zaman olduğu gibi, "bobom sağ olsun" dedik. oyuna sonradan giren, bobo golünü atmıştı...
79. dakikada, umut'un aşırtma maksadıyla "deh" ettiği topu rüştü, ceza sahası duşında "göğsü" ile bertaraf etti. bülent yıldırım pozisyonu karşıdan görmesine rağmen, oyunu devam ettirmesine rağmen, pozisyona vakıf olamayan yardımcısının uyarısı ile rüştü'yü oyundan attı... kaleye bobo geçti...
bu sırada trabzonspor tıpkı 3,5 sene önce fenerbahçe'nin düştüğü yanlışa düştü! doldur boşalta başladı.
umut adındaki karakter zafiyeti olan genç, penaltı aradı, ceyhun hakeme yüklendi. maçın 79. dakikasına kadar gayet iyi yönetim gösteren bülent yıldırım, oyunun kontrolünü yitirdi...
beşiktaş'ın topu kaleden olabaldiğince uzakta tutmak istemesi galibiyeti getirdi. ayrıca, cisse'ye maç boyu küfür etsem de, maçın son anlarında topu kapmışken, kaleye gidebilecekken, işi garantiye alıp, topu trabzonspor'un korner direğine götürmesi muhteşem bir profesyonellikti.
hayatımda beşiktaşın yerini ve önemini bir kez daha anladığım maçtır. 2-0 oldu gözlerim doldu, 2-2 oldu gözlerim doldu, 3-2 oldu gözlerim doldu, kırmızı kart çıktı gözlerim doldu, maç bitti ağladım.