19 yaşına kadar çok acı çekmiş, kahpe kaderin darbeler indirdiği insanlardır bunlar. ayrıca eğer bu acılarından dolayı kendilerini millete acındırmaya çalışmıyorlarsa gerizekalı demek yanlış olur. acıları derin ve taze olduğu için böyle düşünen insanlar demek daha iyi bir tanım olabilir sanırsam.
en azından bir görüşü var ya, bu da bir başlangıçtır. ya peki sarıyer sahilindeki tostçulardan 7,5 milyona adi bir tost yiyip, sırf parası yüzünden " ben ne büyük adamım" diye gezinen görüşsüz, ruhsuz ve insanlıktan uzak gereksiz insanlar'dan olsaydı ne yapardık.
zamanla nasıl olsa oturacaktır ve "az bilen çok biliyorum zanneder" sözünün anlamını keşfedecektir.
not: bunlar olması gerekenlerdi. şahsen zaten hayat anlamlı olmadığı için kendi fikrimle olması gerekeni karıştırmadım.
bence bahsi edilen şahıs "gerizekalı" değil "düşünen" insandır..
çünkü gerçekten düşünen insan ergenlikten sonra devamlı hayatı kavramaya çalışır.. hayatın bir anlamının olup olmaması bir yana düşünen insan her yaşta hayatı anladığını zanneder..
kanımca girinin "genç yaşında hayatı anladığını sananlar" şeklinde olması gerekirdi.. maksadını aşan bir giri olmuş..
insanların duygularındaki dalgalanmanın getirdiği bir düşüncedir.ona bakarsak kişi birgün hayatından vageçicek kadar üzülür ölmek ister bir başka gün sevinçten andromega'ya vurur.*
hayat her zaman çözülmesi gereken bir problem olarak görünmüştür insanlığa çünkü hayatta olan biten herşeye bir sebep aranır. başkalarının durumuna bakılır, herkese göre kendi hayatında birşeyler olması gerektiği gibi gitmemektedir. çünkü benzer durumlarda çok farklı şeylerin gerçekleştiğine tanık olunmuştur. insan doğası gereği bunu sürekli sorgular, hayatları, durumları, olayları birbiri ile karşılaştırır. bu aynı sorunun iki doğru çözümünün farklı sonuçlar vermesine benzer. aynı şekilde hayatta da mantık aramak mantıksızdır. hayat çok bilinmeyenli bir diferansiyel denklem çözümü değildir. birçok açıdan bir matematiği olduğu doğrudur. ama hayat sabit kurallara göre işlemez, çünkü hayat herkes için aynı şey değildir, herkesin bakışı anlayışı, düşüncesi farklıdır... tek bir insan için bile hayat hep aynı değildir. hayatı şu an farklı iki gün sonra farklı yorumlamaya başlayabilir insan, çoğunlukla farkında bile olmadan. zamanla bilgiler değişir, tecrübeler değişir, öncelikler değişir. zaten dünya da değişmektedir. o halde hayat anlaşılması gereken, daha doğrusu anlaşılabilecek bir şey değildir, zaten hayatı anlamaya çalışan bir insanın fikrinin sürekli değişmesi de bundandır. o yüzden hangi yaşta olursa olsun hayatı anladığını düşünen hata etmiştir... diğer bir deyişle hayat zaten senin için o an ne hissediyorsan odur, ama bu hayatı anlamak değildir... hayatı anlamak diye birşey yoktur çünkü hayat nedir sorusunun tek bir doğru cevabı yoktur, ya da her cevap o an için öznel olarak doğrudur...
sonunun nasıl olacağını bilmediğimiz bir olgu olan hayatın tamamen anlaşılmasına imkan yoktur gibi bir şey. biz bu "buldum laa bulduum!!" ruhu paranoyasındaki arkadaşlara hormon yatıştırıcı verilmesini öneririz.
hayat çevriminin önemli parçalarından birinden geçen insandır. zaten hayatı gerçekten anlamaya başlamanın miladı ancak ve ancak herşeyi çözdüğünü düşünmeyi bıraktıktan sonradır ve ondokuz yaşındayken hayatı çözdüğüne inanıyor olmakta gayet doğaldır. önemli olan ondokuz yaşında hayatı çözdüğünü düşünmek değil otuz hatta kırk yaşında bunu hala böyle olduğuna inanmaya devam etmektir.
19 yaşında hayatı anladığını sanan gerizekalı, zor bi problemi çözmeye çalışan öğrenciye benzer.. bi ara kafa o kadar bulanır ki sanki bi yerden problemi çözüyo gibi olursun, çözüm mantığını kavradığını sanarsın ama anlık bişidir o.. geçer anında ve bi daha nasıl düşünüp de problemi çözeceğini çıkaramazsın..
hayatı anlamak için yaşın gerekli olmadığını bilmek yeterlidir. bazen yaşanan acılarda olgunlaşmaya erdirebilir insanı. "sevinçler kadar acılar da olgunlaştırır insanı." yaşanan süre değil de acının büyüklüğüne bakılsa biraz. (hatta 18 yaşında bile hayatı anlamak mümkün...)
"15 yaşımda anladığımı zannediyordum. ne kadar aptalmışım ama şimdi yaş geldi 19'a. artık feleğin çemberinden geçtim. bilmediğim, görmediğim şey kalmadı." diyen varlıktır. böyle bir insan dünyanın acısını çekmiştir. ne kadar pislik kötülük varsa onu da yaşamıştır. iyiyi de görmüştür tabi(bkz: iki buçuk yıllık ilişki).
bu yüzden artık mükemmel bir insandır. hatta bu tip insanları uçarken gördüğünü söyleyenler de vardır ki pek de olasıdır bu. ne de olsa adamlar 80 yaşındaki insanlardan daha çok tecrübe edinmişlerdir.
böyle insanlara her yerde ilgi gösterin olur mu? nereye gitseler onlara bakın. hele bir de "ne kadar mahzun bakıyorsunuz. çok acı çekmiş olmalısınız." gibi cümlelerle yaklaşırsanız çok mutlu olacaklardır.
ayrıca bütün kızlar bu insan grubunun erkekleriyle çıksınlar.
hayat yaşanan tecrübelerden çıkarılan anlamın ta kendisi değil midir zaten? hayatımız o ana kadar bastığımız her noktanın, güldüğümüz, ağladığımız, mutlu olduğumuz ya da acı çektiğimiz her anın, tattığımız her zevkin, aştığımız ya da aşamadığımız her sorunun, sorgulayıp cevabını bulduğumuz ya da bulamadığımız her şeyin, yediğimiz yemeklerin, tam ortasına düştüğümüz tüm yalnızlıkların, dinlediğimiz şarkıların, yazdığımız şiirlerin, doğduğumuzda verdiğimiz ilk tepkilerin, söylemeyi öğrendiğimiz ilk kelimenin bir bütünü değil midir? her insan hayatı her gün aynı veya farklı anlamaz mı? her insan her gün hayatı yaşamaz mı? ister doğduğu birinci saatte, ister 19 yaşında, isterse 80 yaşında olsun hayatı anlamaz mı aslında farkında olarak ya da olmayarak.... 1 yaşında bir bebek öldüğünde onun için hayat agu gugudan başka birşey olamaz, çünkü tek anladığı o dur... yani hayat onun için agu gugu dur.... kısacası insan o zamana kadar ne yaşadıysa hayat dediği şey de ta kendisidir... bu durumda hayatı anlayamayanlar sadece üzerine ekstradan anlamlar yüklemeye çalışanlardır.... kısacası bakmak bilinirse hayat her saniye anlaşılabilir....
hayatı aşk acıları,anne-baba tartışmaları ile çözdüğünü sananları ya da bilmem kaç yaşından beri hayatla ciddi anlamda mücadele edenleri vardır.sokakta büyüyenleri vardır.
(bkz: gerizekalı derken)
(bkz: genelleme yapmadan duramamak)
bir de "19 yaşındakilerin hayatı anlayamayacağını anlamış daha yaşlı gerizekalılar" vardır ki allah onlardan korusun bizi.
bunlar kendileri hayatın anlamını yiyip bitirmiş olduklarından, 19 yaşında birinin anlayamayacağından bir o kadar emindirler.