|
|
- an itibariyle fenerbahçe'nin 10 kişi ile 0-1 önde olduğu karşılaşmadır.
- ilk yarı itibarıyla hakem oktay demiray'ın içine sıçtığı maçtır.
nerde o bjk'li arkadaşlar?
edit: bizde mi pafla çıkalım yani?
- edu'nun haksız kırmızı kartla oyun dışı kaldığı maç.
(abdkl, 11.11.2007 17:26)
- oyuncuların futbol oynamaktan çok, birbirleriyle uğraştığı maç.
(abdkl, 11.11.2007 18:04)
- roberto carlos'un fenerbahçe'nin yediği iki golde de hatasının olduğu maç.
(molla, 11.11.2007 18:12)
- fenerbahçe'nin beşiktaş maçını hakemle aldığını idda eden futbol cahillerinin olduğunu görmemizi sağlıyan maçtır.
- fenerbahçe'nin tek başına çok fazla bir anlam ifade etmeyen bir sürü ufak tefek sıkıntının üst üste gelmesinin sonucunda kaybettiği maçtır. öncelikle maç öncesi bazı eksikler vardı. alex, tümer ve ali bilgin gibi üçü de aynı mevkide oynayan oyuncuların yokluğu biraz hücum gücünü zayıflatmıştı. bunun üzerine bir de şampiyonlar liginde neredeyse gruptan çıkmış olmanın verdiği rahatlık da yine takımın üzerindeydi. tabi tüm bunlar pek fazla anlam ifade etmiyor, yine de kazanmaları ya da en azından berabere kalabilmeleri gerekiyordu.
maçta ise fenerbahçe zaten maç boyunca yaptığı tek atak olan pozisyonu gole çevirip öne geçti. ondan sonra oktay demiray saçma sapan bir kararla edu'yu attı. ondan sonra da toparlanamadılar.
bu yenilgiye karşın fenerbahçe açısından çok da umutsuz değilim. puan farkı 6'ya çıktı. önümüzdeki hafta trabzon-gs maçında muhtemelen 4'e iner gibi geliyor bana. fenerbahçe de ankaraspor ve denizlispor maçlarını alırsa galatasaray maçı oldukça kritik bir hal alabilir.
- shawshank redemption diye güzel bir film vardır. bilen bilir. bir futbol yazısı için pek olağan bir giriş olmadı ama, idare edemem anne demeyin, bir okuyun, neden böyle dediğimi anlayacaksınız.
filmde bir hapishanedir ana mekan, hapishane, ortamı ve insanlarına yaşattıkları. oraya gelen yeniler, artık kıdemli olmuşlara sorarlar, "suçun nedir?". hepsi "ben suçsuzum" der. filmdeki tabirle taze balıklar, yani yeni mahkumlar, anlamazlar. "peki ne işin var burada?" derler. herkes aynı cevabı verir: "beni avukat bitirdi."
turkcell süper lig de böyle bir yer işte. umutsuzca umut etmekten vazgeçemediğimiz, kirli bir gayya kuyusu. hiçbir takımın suçu yoktur. kimse kötü oynamaz, hata yapmaz, pozisyon kaçırmaz. ya hakem vardır işin içinde ya bir "kutsal ittifak", ya seyirci baskısı, ya mahalle baskısı, kıl dönmesi, vesaire. suç asla yoktur ortada. avukattır daima çünkü suçlu olan. her sezon bir şikeci vardır mesela. komplo teorileri, tükürükler saçarak ortaya dökülür, korku ve şüpheyle beslenen insan görünümlü sülükler, forward mailler ve kalitesiz televizyon programlarından öğrendikleriyle etrafa bilgi satar, "anam avradım olsun şerefsizsiniz" diye yeminler ederler. ama asla ve kat'a suç aramazlar takımda, veya kendilerinde. niye, çünkü suçlu avukattır daima.
haftalar değişir, takımlar değişir, hakemler, seyirciler, renkler değişir. ama yakınmalar değişmez. xsporlusu y'nin hile tarihini, zlisi ylisinin hangi maçlarda ofsayta düştüğünü avucunun içi gibi bilir, tıpkı hukuk, vatan sevgisi ve dürüstlük gibi diğer gündem konularında da her şeyi bildiği gibi. hep bir isyankar vardır, ben haksızlığa uğradım, hakkım gasp edildi demek üzere ortalıkta ağlayan. bu isyankar daima meyillidir zaten bunu yapmaya, hatta kimi zaman bir şeylerin ters gitmesini umar, bağcı dövmek, çeşitli taleplerde bulunma fırsatını yakalamak için. yani avukata bir kez daha sallayabilmek için.
beşiktaş takımı geçtiğimiz haftaların talihlisi bu konuda. tıpkı 2000'lerin başında galatasaray'ın, geçtiğimiz iki sezon boyunca fenerbahçe'nin olduğu gibi. attila ilhan der ya, "hep yanlış anlaşılmıştır, hayalleri yasaklanmış" diye, aynen öyle işte. onlarda zerre hata yokmuş, herkes bir olup beşiktaş'ı bitirmek istiyormuş gibi. daha düne kadar "ligden çekilin orospu çocukları" diye bağıran taraftarı, "bizi kimse bitiremez, durduramaz" moduna geçmiş; harbi beşiktaş taraftarının arasına karışmış; kendini muhafazakar diye tanımlayan, aylin is askere gitmek istiyooo insanları, "bugün savaş çıksa türkiye için giderim" diyen kolpa msn milliyetçileri, sağa sola anlamını ve kapsamını da bilmedikleri anarşi işaretleri çizen, halkın takımı olduğunu iddia edip "sivaslı ayılar istanbulda ne arar" diye bağıran zavallı sıradan insan güruhu, işte bu ortamdan feyzini de gazını da almış, sinirleniyor, köpürüyor, köpürdükçe saldırganlaşıyor, saldırganlaştıkça yalnızlaşıyor, yalnızlaştıkça beşiktaş'ı beşiktaş yapan değerlere yabancılaşıyor.
yazım bitiyor, maça giremedim. yazacak çok şey yok zaten. fenerbahçe'nin gördüğü kırmızı kart haksız, yediği ikinci gol incecikten ofsayt, toledo ve durmuş maç boyunca kırmızı kart görmeleri gerekirken görmediler. ve bu yazdıklarımın hepsi doğru. aksini iddia edenler ya kötü niyetlidir, ya noksan. peki önemli olan bu mu bugün? yani hakem, oraya "dur lan ben şunları bitireyim" diye mi geldi? dün geceyarısı, karanlık bir arka sokaktaki gizli bir mahzene girip, bir kumar lambasıyla aydınlatılmış masadan kendisi için bırakılmış siyah bir çantayı aldı, sonra da kendisini bekleyen taksiye binip evine mi gitti? bundan mı ibaret olay? alakası yok.
evet, hakem fenerbahçe aleyhine inanılmaz yanlış kararlar verdi. herhalde bugünkü maçta olanlar, tam da şu dönemde beşiktaş'a yapılsa, bugün tarihe bir heysel faciası olarak geçerdi. ama fenerbahçe de hiçbir şey oynamadı be kardeşim. semih yalnızdı, appiah'ın yine kafası başka yerdeydi, volkan yine bakakalıyordu, wederson yine dümdüzdü. zico yine oyunu okuyamadı, yanlış değişiklik yaptı. falan filan.
kolaya kaçmak istiyorum lan. bizi avukat bitirdi demek istiyorum. ah, keşke diyebilsem. çünkü o kadar kolay ki bunu yapmak. ucuz milliyetçilik, din sömürüsü gibi. o kadar kolay ki. ama yapamam, ve yapmayacağım. neden mi? çünkü o güzelim filmdeki andy dufresne, böyle kurtulmuştu oradan, kendisi olarak kalmayı böyle başarmıştı. tek bir cümleyle. tek bir cümledeki kelimelerin mavi bir deniz kıyısındaki teknesini cilalamasını sağlayan derinliklerine giderek.
"korku, insanı köleleştirir. umut, özgür kılar." bu kadar işte.(garion, 11.11.2007 18:33 ~ 15.11.2007 16:34)
- 2-1 kayserispor lehine sonuçlandığını gördüğüm an elimi devrimci yumruğu* şeklinde sıkıp, kolumu da havaya kaldırarak "işte budur!" gibi bir sevinç nidasıyla karşıladığım maç. bu hafta, şu ana kadar, dört büyüklerden üç tanesi maç yaptı ve üçü de kaybetti ki bundan daha çok mutluluk veren bir hadise olamazdı bu haftasonu benim açımdan.
haydi anadolu takımları, gösterin gücünüzü, kırın şu dört büyüklerin hegemonyasını!(küller, 11.11.2007 18:38 ~ 18:45)
- (bkz: kayseri ooh ooh)
(venom, 11.11.2007 18:44)
- baştan editimi yapayım beşiktaşlıyım.
"hakem çok kötü yönetti diye ağlamak yerine biraz da kendinize bakın kardeşim, fenerbahçe de bişey oynamadı zaten" tadında yorumlar yapmanın biraz anlamsız olduğunu düşünmekteyim. kayserispor deplasmanı ligin belki de en zor deplasmanıdır. yani böyle bir deplasmandan puan kaybıyla dönmek normal şartlar altında bile abes karşılanmaz. ama böyle bir deplasmanda daha ilk yarının yarısında 10 kişi kalıyorsanız tabi ki gardınız düşer, tabi ki kayserispor size top oynatmaz, tabi ki oyunu kontrolu altında tutar ve maçı alır. demem o ki hakem sonuca etki edecek yanlış kararlar verdi ve bunu dile getirmek tabi ki çok normaldir. yani fenerbahçenin etkisiz oynamasını tamamen hakemin yanlış bir kararla edu'yu oyundan atmasına bağlamak bence yerindedir ve doğrudur. nasıl ki biz beşiktaşlılar ankaraspor maçında haksız yere sayılmayan golümüz için, galatasaray maçında verilen kararlar için, trabzonspor maçında rüştü'nün atılma kararı için sesimizi çıkarıyorsak, itiraz ediyorsak isyan ediyorsak fenerbahçeliler de bu maç için sesini çıkarmalıdırlar.
- kırmızı kartla bir oyuncumuz atılmış, golümüz sayılmamış...şu saatten sonra hiç bir önemi yok bunları tartışmanın.maç bitti 2-1 yenildik.ve henüz 12. hafta maçları oynandı..yani diğeceğim lig 34 hafta kimse şimdiden sevinmesin..
fener şu sıralar tek taktığı ligin şampiyonlar ligi olduğunu hissettiriyor.ha bir de hiç takmadığı,baştan sağma oynadığı halde ligde şuan nerden nereye geldi.gene derim ki kimse fazla sevinmesin.
biri o yana, biri bu yana
dursa da dünya, ne önemi var ..
kanımda fener gönül ne ister.
bizim için her türlü en büyük fener ...
- aziz yıldırım'ın istifa etmesine sebep olabilecek maç. başkan arayı baya açtı çünkü. nerdeyse birbuçuk senedir istifa etmedi, artık zamanıdır. bir de mahmut uslu'nun türkiye'nin sayılı mizahçılarından birisi olduğunu anlamamıza vesile olan maçtır. maçtan sonra yaptığı açıklamada "hakem çok kötü bir yönetim gösterdi. biz bu maçı kaybettiğimiz için böyle konuşmuyoruz, biz adalet istiyoruz, geçen hafta kazandığımız beşiktaş maçından sonra da çıkıp konuştuk" dedi kendileri. ilk duyduğunda helal olsun be adama, demek ki sadece hakem hatalarıyla kaybettiği puanlardan sonra değil hakem hataları sayesinde kazandığı puanlardan sonra da dürüstçe konuşuyo diye düşünüyosun. yani sanıyorsun ki bu adam geçen haftaki maçtan sonra çıktı "ismet arzuman bu maçın skoruna etki etmiştir. beşiktaş'ın gol olacak atağı, uydurma bir faulle kesilmiştir. beşiktaş'ın hakkı yenmiştir. biz bugün kazandık ama hakem adil bir yönetim göstermedi" dedi. oysa mahmut çıkıp ne dedi geçen haftaki maçtan sonra: "biz de hakemden şikayetçiyiz. koray'a sarı kart göstermedi" yani neredeyse beşiktaş'ı hakeme rağmen yendik demeye getirdi!!! bu mudur yani??? bu adaletin savunucusu tripleri ne o zaman? eskiden "biz bugüne kadar hakem hakkında hiç konuşmadık" diye bi klişe vardı, artık yeni klişemiz "biz sadece kaybedince değil kazanınca da hakem hakkında konuşuyoruz" oldu demek ki.
- fenerlilerin yine hakeme yüklendiği maç olmuştur. maçın 90 dakikasını izledim. fenerbahçe appiah, aurello ve deniz 3 lüsüyle, yani 3 defansif ortasaha oyuncusuyla maça başlamış, buna karşın kayseri aslanlar gibi çift forvetle oyuna başlamıştır. fener maçı daha baştan kaybetmiştir. ceza sahasına girdiği ilk pozisyon dakika 17 ve girdiği ilk pozisyonda golü bulmuştur. zaten ilk yarı bitene kadar sadece 2 kez ceza sahasına girdiler. eğer hakemleri konuşacaksak hemen başlayalım. fenerin attığı gol ofsaytti, erman hocayı izleyin, o da öyle diyecektir. buna karşın kayserinin ofsayt sanılan golü de ofsayt değildir, orda ofsayte düşen roberto carlos'tur. ileri çıkışta zamanlama hatası yaparak mehmet'i kaleciyle başbaşa bırakmıştır. edu'nun atılmasına gelince. çift sarıdan atıldı, her 2 sarı kart da gole giden adamları (biri faulle, diğeri topa elle müdahaleyle) engellemekten gelmiştir. yalnız, ilk sarı kartta, yani faul pozisyonunda sarıyı alması gereken deniz'di, deniz efendi de "hoca ne yapıyorsun, düşüren benim, sarıyı bana göster" deseydi. hakem o karambolde sarılık pozisyonu gördü ama doğru adamın deniz olduğunu göremedi. lugano'nun 50. dakikadaki düşüşüne gelince, o düşüşte ben penaltı falan göremedim, akşam erman hocadan kesin yorumu alacağız. diğer pozisyonlar için konuşursak, hakem takdir haklarını hep fener lehine kullandığı gibi, kayseri'nin 2 gollük atağını da çok alakasız ofsaytlerle kesmiştir.
itüoyuna arz ederim.
(bkz: kamuoyuna arz etmek)
- 90 dakika yanlışlıkla fener maçı diye başka bir maçı izleyen yazarların olduğunu görmemizi sağlayan maçtır.
edu' nun pozisyonuna el demek için 9 derece miyop artı astigmat olmak ya da kötü niyetli olmak gerekmektedir.
toledo ve ragıp'ın 90 dakika oyunda kalması ise ayrı bir skandaldır.
bütün eziklere arz ederim.
- inandırıcılığı olmayan, bazılarının elinde oyuncak olmuş türk futbolunun sadece bir maçı. insanların biribirini kırmasına, hakaret etmesine değmez. hayatta çok daha önemli şeyler vardır. edu eliyle dokunmuş olsa ne olur, ragıp oyunda kalsa ne? hâlâ futboldan mı tatmin oluyorsunuz? uyanın artık; futbol belli kişiler için rant kaynağı, gözü kör taraftarı uyuşturma aracıdır. ha izlemek zevklidir evet, o zaman izlemesini bilelim. gözümüzle izleyelim.
- fenerin çirkefliklerine sahne olan bir maç
- komplo teorilerinden, penaltılardan, ellerden, kollardan, ofsaytlardan, sarılardan, kırmızılardan gözü dönmüş itüsözlük camiasını okuyan birinin tek tek tüm tartışmalı pozisyonlardan yorum yapacak düzeyde haberi olup kayserispor forveti iglesias'ın kolunun kırılmasından haberi bile olmadığı maçtır. bence değerli bir oyuncudur, geçmiş olsun...
- "olsun lan önemli değil" maçıdır. "canları sağolsun" maçıdır. "kredileri yeterince vardır" maçıdır.
gerekirse ikinci yarıda yakalar geçeriz herkesi
(bkz: cl'de grup birincisi olma ihtimali)
- roberto carlos'un yan hakeme kasıtlı olarak su fırlattığı maçtır. hakem pozisyonu görmeyerek, yardımcı hakemde sesini çıkarmayarak fenerbehçe'yi şampiyonluktan etmiştir.
not: maç sonrası hakemin carlos'un uzattığı eli sıkmamasının nedeni de budur.
- fenerbahçemiz hakkıyla şampiyonlar liginde namalup takımlar arasında ise, bu takım bize avrupada kabusları izlettikten sonra şimdi evinde inter i - psv yi - yenip, hollanda da 10 kişi kalıp 0-0 beraber bitirebiliyorsa, bize seneler sonra rahat maçlar izletebiliyorsa... bu da nazarı olsun dur.
- fenerlilerin avrupa başaralarından sonra diğer takım taraftarlarına laf atmalarını sağlayan maç olmuştur, şimdi olsun o kadar ya zaten seve seve* cl kupasını alacaz bizim lig oramızada buramızda değil diyen gençleri içerde dışarda galatasaray'dan 6 puan yerine başını alınca yada fb clden 5er tane yemeye başlıyınca* pistlerde görmek isteriz.umarım o zaman da hakemler bizi şöle sevdi böle pozisyonlar denedi diye ağlaşmazlar.eziklerden mallara selam olsun.ulan akşam akşam ağzımı bozcam şimdi töbe töbe...
edit: imla(anthrax, 12.11.2007 00:26 ~ 11.12.2008 14:08)
- şu pozisyonlar iyiki beşiktaş maçında olmadı dedirten maçtır. hakem edu'yu harcamıştır ve bu bile kabul edilmemektedir. lugano'ya faul verilen pozisyonda çekilen oyuncu lugano'dur. hakem düdüğünü çalmadan önce çekilmeye başlanmıştır ayrıca. düdük duymamak bizim alışkanlığımız değil. bizim ilk golümüz ofsayttır. maçta kırmızı kart sadece eduya çıkmıştır bir de çok ilginç. biz yine penaltı atmadan da şampiyon oluruz ama artık hatalar sadece bizim maçlarda da olmuyor federasyon muhalifleri arttıkça. bizi puan olarak geri çekiyorlar ama transferleri ellerinde patlamasın diye galatasaray'a her hafta bir ikram var. hoş olmuyor gerçekten bu iş artık sadece futbolcuların emeklerini de geçti milyonlarca kişiyi manevi hatta iddaa sayesinde maddi olarak da ilgilendiriyor. bu sene beşiktaş çok çekiyor hakemlerden fener her sene çekiyor. insan art niyet aramak istemiyor ama bu kadar da basiretsiz ve salak olunmazki hakem arkadaşlar.
- maraton'da erman hoca'ın tartışmalı pozisyonları şu şekilde yorumladığı maç:
semih'in golü: açık bir biçimde ofsayt. (benim yorumum: yan hakemin ve orta hakemin görmesi gerçekten çok zordu, bu pozisyonda hakemi suçlayamayız, ama ofsayt olduğu da bir gerçek)
gökhan ünal'ın kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyon: ofsayt değildi, kayseri'nin gollük atağı güme gitti. ( yan hakemin bu pozisyonda hata yapmaması gerekirdi.)
edu'nun kartları: aldığı her 2 sarı kart da haksızdı. ( ilk sarı kart hakemin hatası olmakla birlikte 2. sarı kart kayserili topçuların çirkeflikleri yüzünden verilmiş gibi. ama pozisyona çok yakın olan yardımcı hakem niye müdahale etmedi anlamış değilim.)
lugano'nun penaltı pozisyonu: erman hoca "ben olsam vermem, ama hakem verseydi de kimse hesabını sormazdı." dedi. (benim yorumum: o pozisyonda hakem başka birine faul çaldı gibi , yani başka bir yerde ondan önce bir faul olunca hakem lugano'nun pozisyonunuyla hiç ilgilenmedi bile. )
kayseri'nin 2. golu. görüntülerde çok açıktı, ofsayt değildi, roberto carlos hediyesi bir gol oldu.
kayserili herhangi bir topçuya kırmızı verilecek pozisyon olmadığını söyledi. sarı kartlı durmuş'un bir fenerliyi düşürdüğü pozisyon vardı, onu da yorumladı, "eğer bu müdahaleye sarı verilirse bütün süper lig maçlarında en az 10 tane kırmızı kart verilmesi gerekir" gibi bir yorumla kapadı.
sonuçta 11-11 oynanacak karşılaşma her sonuca açık olabilirdi, ama fenerin golü de sayılmamalıdır. ayrıca gökhan ünal'ın kaleciyle kar karşıyayken ofsayt diye kesilen pozisyonundan yüzde 99 ihtimalle kayseri golle ayrılacaktı. bu durumda edu'nun atılmasına kadarki skorun 1-0 kayseri lehine olmsı gerekirdi.
edu'nun 2. sarı pozisyonunda hakeme yalvaran gözlerle bakması, topa elle dokunmadığını çırpınarak anlatmaya çalışması, kendini parçalaması, fakat yine de kırmızıyı yiyerek oyundan atılması üzmüştür beni. çözüm olmaz ama edu'nun bir maçlık cezasının federasyon tarafından kaldırılmasını umut ediyorum.
|