öz güven *

adana çık aradan

  1. azı karar, çoğu zarar olan şeylerden biri.
    (bewitchingwitch, 07.10.2004 20:29)


  2. (bkz: ben tek siz hepiniz)
    (mavio, 23.12.2004 16:57)
  3. maden fakültesinde gördüğü her güzel kıza 'sana teklif ediyorum, benimle çıkarmısın?' diyen bay özgüven.
    (pj7, 23.12.2004 18:04)
  4. çevrenin gazıyla edinildiği takdirde kendine dev aynasından bakmaya neden olabilme durumu ve sonuçta hayal kırıklığı ve bunalıma girme risk ihtimali taşıyan,ülkemizde daha çok cüzdan ve banka hesabı ile orantılı olarak sergilenen,özünde,kişi kendinden bilir işi tadında yaşanırsa sessizsedasız bir güzellik sergilenmesine neden olabilecek ruh hali.
    (asurninova, 09.11.2005 03:09)
  5. ''ben'' olabilmek, hayır diyebilmek, ezilmemek büzülmemek, dik durabilmek. yokluğunda ''biraz sen biraz o'' olur birey,yok olur gider. çünkü hiçbirşey olamamıştır aslında.
    (böcek, 02.01.2006 01:12)
  6. kişinin bir birey olduğunun farkına vardığı anda edindiği özellik. kişideki öz güvenin hayatta başarısı ile ilginç bir ilişkisi var. düşük özgüven atıldığı mesleğin, genel kültürün vs.. tavan olması gerektiğine inanır. (bkz: mükemmeliyetçilik) bu da kişinin kendisini fazlası ile yetiştirmesine neden olur. olması gerektiğinden fazla olan öz güven ise kişinin genel anlamda bir üstünlük hissine kapılmasını sağlar. bir konuda birkaç şey öğrenmesi bile kendisini tatmin eder. bu da kişinin yalın bir birey olmasına neden olur. en sağlıklısı yeteri kadar özgüvendir. sonuçta herkes bir bireydir. ne kendimizi üstün görmemiz için ne de ezik hissetmemiz için bir neden vardır. olmalıdır olmalıdır olmalıdır
    (gibigibi, 10.07.2006 18:58 ~ 12.07.2006 12:43)
  7. bu hissin miktarı ve ne kadar olması gerektiği her insanda değişir. kiminde yukarı çıkma kiminde aşağılara inme eğilimine sahiptir. bazı insanlarda her fırsatta yerine gelir ve hemen yukarı çıkar, buna bahane arar ve hayata iyi gözüyle bakıp işlerin yolunda gittiğine güvenme eğilimi sağlar. diğer yönden kimi insan en ufak bir olumsuzluk belirtisinde öz güvenini yerin dibine sokma eğilimine sahiptir ve hemen bahaneleri değerlendirir.

    sanırım miktarının ayarlanmasının yanında bu hissin aynı zamanda istikrarlı ve öyle kolay kolay etkilenmeyen bir yolda ilerlemesi de çok önemlidir. öyle her bahanede yukarı aşağı oynayan bir öz güven grafiği de sağlıklı değildir. düşünsenize; tam bir işin ortasına güzel güzel dalmışken ufacık bir nem kapmayla "bitti bitti olmadı" hissine giren biri bütün işi mahvedebilir. tam tersine aniden gelen ve olayın hasaslığına fazla kaçabilecek bir öz güven patlaması da işlerin fazla şişmiş balon gibi dağılmasına sebep olur.

    bütün bunların yarattığı şok da cabası. insan bir daha öyle bir hisse girmeye korkar ve sütten ağzı yananörneği gibi artık kendine güvenmemeye (ya da hep fazla fazla güvenmeye) geçer. miktarı ve istikrarının sağlanmaması hastalık doğurur.

    şahsım hakkında bir itirafta bulunalım: bende öz güven istikrarsızlığı bulunabilir ve bu yüzden çok büyük bir gazla giriştiğim ya da hayalini kurduğum etkinliğin olamayacağını görünce bıçak gibi saplanıp ağrı yapan bir hüsran yaşarım bazı zamanlar. aniden alakasız bütün diğer işleri de yakıp yokedesim gelir. söz gelimi bugün okulda yapılamsını düşündüğüm çok kral bir etkinliği tasarlarken, irtibata geçmeyi düşündüğüm diğer bir kulüp mensuplarının benim fikirlerimle ters düşerek bu etkinliği yokuşa süreceğini düşündüğüm için aniden durdum. gerçekten de bazı temel fikirlerin ayrlığından dolayı o kulüple aramda durup dururken bir sorun çıkacak diye düşündüm. sonra onlarsız acaba başka bir takım bağlantılarla olur mu diye düşünürken bir baktım ki çok uzun zamandır tasarladığım bu etkinlik tek başıma yapılamazdı. hatta ancak o düşündüğüm kulübün bağlantıları gerekirdi. sonra aniden moralim düştü, derken hiç bir şey yapamayacağımın sıkıntısı geldi, sonra kendimi kemirdim "salak senden bi bok olmaz" demeye geçtim. öz güven denen şey kalmadı o an için, sıfırlandım, bittim...derken okul ve mesleki durumum hakkında saçmalamaya geçtim vs... içinden neyseki iki saat içinde çıktım sanırım. şimdi de bu giriyi girdim...

    yani dostlar, öz güvenin miktarını ayarladığınız gibi sağlamlığını ve istikrarlılığını da sağlayın ona göre.
    (hell guardian, 12.09.2006 22:31)
  8. gönül işleri tartışma konusu olduğunda ortaya konulması her daim kafamı bozmuş, migrenlerimi azdırmıştır.

    özgüvenin ne olduğunu açıklamaya gerek yok, insanın kendini sevmesi ve herhangi bir şeyi başarabileceği konusunda kendisine güvenmesi demektir bu. basit, açık ve nettir.

    araba alıp satarken kimseye danışmam, hep de kar ederim. giysi seçerken bana yakışanı en iyi ben bilirim, yanımda arkadaşlarımı götürürüm, fikirlerini siklemeden kendi istediklerimi alırım. amirlerimden asla tırsmam, asla kendimi ezdirmem, her söylediğinin çata çuta karşılığını veririm. o ibneyle geçinemiyorsam geçer başka yerde çalışırım. umrumda olmaz. asla kısık sesle konuşmam, kimseden gözlerimi kaçırmam ve daha sayamayacağımız pek çok şey. umarım özgüvenimin narsizm boyutuna eriştiğini anlamışsınızdır.

    "kadınlar kendine güvenen erkekten etkilenir"

    bu ne abi ya? bu lafta zerre samimiyet vardır diyenin alnını karışlarım. "ben kendime güveniyorum abi bu kızı kesin kapatırım" şeklinde beyin dalgaları yayan bir bünye anlamsızlığın ve gereksizliğin doruklarındadır. nihayetinde bu iş, karşıdakinin seni beğenmesine bağlı değil mi kardeşim? şah, diktatör, armatör, terminatör gibi bi titrin yoksa bu işlerde "kesin" diye bir ibare bulunamaz. hoş, böyle bir titrin olsa bile bulunamaz çoğunlukla. ee o zaman bu adam neyine güveniyor da bu dalgaları yayıyor? acaba karşıdaki kadını hafif mi buldu? evet bence cevap bu. hafif buldu. bunlar göreceli kavramlar ama gözlerinden özgüven okunan bir adamla birlikte oluyorsa bi kadın en ağırından salaktır afedersiniz. şimdiye kadar alıcı gözüyle baktığım kadınlarda hafif gördüklerime karşı süper bir özgüven duydum. olsa da olur olmasa da olur zihniyetiyle yaklaştıklarımda gözlerim parıl parıldı. kaybedeceğim hayallerim falan yok tabii. ama "nolur allah baba bu kız beni sevsin" dediğim kızlara selam verirken afedersiniz kedi gibi olurum özgüven yerin dibine iner. niye? çünkü her şey onun o anki ruh haline bağlı, bana bakınca hissedeceği şeylere bağlı. "tamam ben süperim, benden iyisini bulamaz ama, ya şimdi bir terslik oluverirse" diye düşünmeyen adamda deli cesareti vardır özgüvene ek olarak. ben aslan olsam kaç yazar, dağ olsam kaç yazar. başkasına bağlı olan bir işte nasıl kendime güvenebilirim ki? ne olacak yani "eninde sonunda benim ne kadar muhteşem olduğumu anlayacak nasıl olsa, kafa yoracak bişey yok" mu diyeyim. ne biliyorum bu akşam yalnızlığından bıkıp denyonun tekine kendini adamayacağını?

    aklın yolu birdir düsturundan hareketle özgüvenin kadınları etkilemesine tek bir açıklama bulabiliyorum, "cebinde parası olan adam yürüyüşünden bellidir". bu tarz bir özgüvenden bahsediliyor sanırım. ya da kadınlar kendilerini erkeklerinin yanında basit ve hafif hissetmek istiyorlar. ikisinden biri.
    (hector, 22.01.2008 15:26 ~ 28.01.2008 17:04)
  9. gençlerin sürekli başına patlayan kelime."özgüvenin tam olsun,kendini geliştir,bıdıbıdıd...."ne menem bişidir aceba dedirten kavram."kim de yok ki?" denilmesine neden olan özelliklerin temelinde yattığı söylenir.ukalalık,pısırıklık,eziklik,hırs,yaramazlık...
    örneğin;eziklik değilmidir bazen insanlara şevk veren ve ya hırs olmadan hangi iş bitirilebilmiş bu güne dek...
    (sophia, 14.03.2008 22:22 ~ 22:23)
  10. acaba özgüven sonradan dış şartlar değişmeden edinilebilir bir şey midir ki bu sebeple seminerler konferanslar düzenlenir "(üzgüveniniz tam olsun, her şeyi başarabilirsiniz bıdı bıdı) özgüveni oluşturan şeyler mutlaka ki kişinin geçmişidir. bugune kadar ne yaptığı özgüveninin en büyük parçası değil midir? sen kendine güveni olmayan bir adamsan ve geçmişinde bunun sıkıntılarını çektikten sonra ufak da olsa bir başarı yakalamışsan özgüvenin toparlanır bu toparlanan özgüvenle daha büyük çaplı bir başarıya imza attığın anda kinetiğini değil potansiyelini bile arttırmış olursun ve ondan sonra önüne aldığın her işte zaten "ben daha önce bunu yaptım ve tekrar yapmak çocuk oyuncağı" diyebilirsin. fakat sorun da burada başlar, acaba sen geçmişinde herhangi bir başarıya imza atmadan da bu işi yapabileceğine inanabiliyor musun?

    kişinin, özgüven eskikliğinde maskeleme yaptığı söylenir, yani özgüveni eksik olan insan özgüveni fazlaymış gibi gösterirmiş. acaba insan bunu kendisi anlayabilir mi? örneğin ben, yıllardır düşünüyorum acaba her boku yapabilirim, ben müthişim dememin nedeni benim özgüven eksikliğim midir? bu bir maske midir yoksa ben gerçekten kendine güvenen bir insan mıyım, tabi bir de çevre faktörü var, çevrenin senin üstünde oluşturduğu gazın yaptığı etki. sen yaparsın olum piç adamsın gibi gazların oluşturduğu sahte bir güven tanımlaması da olabilir bu sonuçta. velhasıl, kişi kendini ne kadar tanıyor olsa da bu ayrımı yapamıyor olabiliyor. artılarını da eksilerini de iyi biliyorsun fakat güvendiğin şey özbenliğin mi? yoksa sadece dünyanın senin üzerinde oluşturduğu "kendine güvenmelisin özgüven önemlidir bıdı bıdı" etkileri mi.

    geçmişte lisede, ortaokulda ne tipler gördüm ki hepimizin vardır böyle tipleri "neydi ne oldu lan" dediğimiz. ayrıca liseye ortaokula bakmaya gerek kalmadan medyada bile var bi milyon tane parayı gördükten sonra, şanı şöhreti gördükten sonra yürüyüşü, hayata bakışı değişen tipler, lisedeydik 1. sınıfta eleman basit toplama işlemlerini yapamaz, sosyal konularda sıfır, kızlarla sadece kalemtraş silgi istemek için konuşan tipler vardı. üniversitede baktık ki adamlar uçmuş, takmış en güzelinden hatunları koluna dolaşıyor. bu muydun lan sen demedik mi? bu etkiyi yaratan neydi işte? adamın özgüveni sıfırdı kardeşim biliyoruz seni fakat sen bu olamazsın neydi sana bu etkiyi yapan? veya kim diyebilir ki ibrahim tatlıses (sevmem adamı ama kesinlikle küçümseme amaçlı değil) inşaatta çalışırken, bir gün duvarı yanlış ördüğü için bir ameleyi azarlayacağını düşünerek mi çalışıyordu? adamın yürüyüşünü bırak traş olma şekli değişmiştir be. bu etkiyi yaratan şeyin, onun saf halinde olan bir özgüvenden çok dış şartların geliştirdiği bir şey olduğunu düşünüyorum. ve dünyada hiç bir insanın deli gibi para kazanıp, başarılardan başarılara koşup özgüvensiz kalacağını düşünmüyorum.

    kendine fazla güvenmek de bunun tam tersi etkiyi yapan bir şey işte. koduğumun şeysi. keşke kendime hiç güvenim olmasaydı da bu kadar maymun iştahlı olmasaydım dedirten boktan bir şeydir fazla özgüven. zaten ne kaybederse fazla bildiğini sandığı için kaybeder. başta bu işi en iyi ben yaparım der işe girişir sonra ufak bir hatada kaçmak için bahane arar,yada işin iyi gitmesinden aldığı gazla, tamam ben bu işi hallettim bu bana yeter modunda yarım yamalak bir şeyle biter. kendini katiyen tam olarak geliştiremez. hep yarım kalan şeyler vardır. genelde bu insanlarda hırstan zerre yoktur. çünkü "en iyilerle onun arasında" hırs yapmasına gerekecek bir fark yoktur nası olsa ben iyiyim olum der ve geçer. nitekim ebesinin amını tersten alttan üstten yandan görür ama sorun da şudur, bunu kendisi de bildiği halde değiştiremez. çünkü kişisel düşüncem diyor ki; kendisine güveni az olan insanlar bunu değiştirebilir ancak fazla olan insanlar yıkıldığında bile "ulan benim potansiyelim var ya nolacak" der. dengesini bulmak lazım.
    (calligrapher, 17.05.2008 13:59)
  11. şampuan reklamlarına göre bir şampuan ile elde edilebilen şey. "şampuanım bana %100 öz güven sağlıyor!" şeklinde bir cümle insanı düşündürür. lan hiçbir şey sağlamadı da o şampuan mı sağladı tüm bunları? "bir gün bir şampuan ile saçımı yıkadım; hayatım değişti." tarzında bir iddia ile karşıma çıkarsan gülerim arkadaşım.
    perküsyon çalarım, paraşütle atlarım, saçımı da bu şampuanla yıkarım. yakınlaşırken de %100 özgür olurum. ben çok fırlamayım!
    (cveevezvea, 17.05.2008 14:20)
  12. (bkz: öz bilinç)
    (closer, 17.05.2008 14:23)
  13. başkalarıyla karşılaştırılmaktan korkmamaktır özgüven.
    (hayvanat bahçesinde kuş olsam, 07.06.2008 10:27)
  14. kişinin belirli bir farkındalık düzeyine ulaşması, onu kendine güvensiz, omuzları sarkmış biri haline getirir. kafasını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakmaya cesaret edebilmiştir çünkü. ve başkaları onun bu güvensiz tavrını tam bir eziklik hali olarak tanımlarlar. kendi ufak dünyasında yaşayan insan ise dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünür ve boyuna böbürlenir. bedeniyle ruhu birbirine hiç uymayan bir yazar gibidir. kendinden emin durma ve onu gerçekten hak etme durumları.
    gerçek bir başarı ve bunun haklı özgüveni güzellik ve zeka gibi hem çok nadir bir aradadır hem de özgüvenin ölçüsü kolayca doz aşımına uğrayıp narsizme kayabilir.
    (leda, 01.08.2008 00:24)