|
|
- ülkem, ülkem, atı alanın üsküdar'ı geçtiği güzel ülkemde, bir türlü hakkıyla idrak edilememiş, saptırılmış ve ideolojik kılıflarla güzel insanlarıma koleftif düzlemde dikte edilmiş, bu da yetmezmiş gibi yeri geldiğinde de zorbalıkla, hiçbir zahmetten ve masraftan kaçınılmaksızın, kah darbeyle kah psikolojik güdü ve tahrip yoluyla hiçbir değer ve etik kaide gözetmeksizin yıllar yılı bin bir türlü eziyet ve işkence, hatta katliam ile kafalara sokulmuş bir fikirdir.
ya sonra...
sokma akıl misali yedi adım bile gidemeden toslamış ve içinin boş ve beyhudeliği bir anda görülmüş lakin yeri boş kalacağından ve doldurulamayacağından olsa gerek, taraftarları tarafından yamultup yumultularak düzeltilmeye çalışmak suretiyle, daha da b..ktan bir hal ile tutanın elinde kalmıştır.
fakat ne hazin ki adamlar bunu kendilerine yediremediklerinden olsa gerek, bir türlü 'biz bi b.k yedik, yanlış yaptık' deme cesaret ve erdemini göstermeksizin, hala battı balık yan gider dercesine batana ve daha kötüsü batırana kadar devam ettiler savlarının hak iddialarında.
yıllar geçti gördük, okuduk, bildik eserlerini..
neler olmuştu, ne yaptılar?..
bir toplumun kültürel yapısını oluşturan tüm değerlerini, kendi hırs ve ideolojileriyle adım adım yıprattılar, kirlettiler, katlettiler ve bin bir türlü oyunla sarf ettiler.
aradan epey vakit geçtikten sonra aklı başına gelenler gördüler ki, yapılan ve düşünülenlerin hepsi yanlış ve saçma şeylermiş ama iş işten geçmişti bile.
geride insanların yalnız ve kişiliksiz olarak tutunmaya çalıştıkları yoz ve yitik bir kültür yığını ve dahası devşirilen kültürün de etkisiyle bir kültür çöplüğü oluşturdular.
bu yozlaşma ve bitiklik her alan ve değerde tebarüz etti ve bilindik ve yaşandık her şeyi aldı elimizden.
türk coğrafyasına geçmişten günümüze kadar bakıldığında ve bilhassa cumhuriyete geçiş devrinden sonra, en bariz bir şekilde tetkik ve tespit edilebilir bu durum.
baktıkça ve gördükçe insanın yüreği sızlar bu fikir çöplüğünde. ne din, ne siyaset ne de fikri bir eser kalmaksızın, tüm toplum modernizm ve çağdaşlık adı altında kendince bir yol tutmuş, ne idüğünü bilmeksizin gitmektedir bir yolda.
bir tv, bir kitap ya da bir insandan edindiği, kulaktan dolma bir söz yahut anlamsız şeyleri doğru veya yanlış olduğunu sorgulamaksızın kabul eden ve savunan kimliksiz bir insan sürüsü çıktı ortaya.
birey olarak varlığından ve yaşamak bilincinden uzak bir canlı oluverdik bir anda.
çağdaşlaşma adı altında benimsenen seküler ve kapitalist değerlerle, öz ve asıldan habersiz, tüm yaşama ve hayat idraki ve değeri; para, zevk, tüketim ve daha fazlası hırsı üzerine inşa edilmiş bir hayat tasavvuru benimsemiş ve her şeyi maddeleştirmiş bir yığın oluverdik bir anda.
ve dahası insani ve manevi değerlerimizden o denli koptuk ki, kendi hırs ve emellerimize bir de meşru görülsün diye türlü türlü kılıflar bularak rahatlattık vicdanımızı gece rahat yatalım yataklarımızda deyu!
bunlar da yetmezmiş gibi, kendi gibi düşünmeyen ve olmayanları da ötekileştirdik ve farklı bir kategoride değerlendirdik ve adeta uzaylı addettik bir anda.
şimdilerde sözlükte gördüğüm genç ve yaşıt insanların saçma sapan girilerinde de, yakındığımız konulardaki beyanatları ve ipe sapa gelmez fikirlerine de gülmekten gayrı bir şey gelmez elden.
tabii tavsiye olunur ki, ne olduğun değil ne olmadığın önemlidir ve insan mevlana'nın da dediği gibi 'ya olduğu gibi görünmeli ya da göründüğü gibi olmalı'dır. olun da ne olursanız olun, ama yeter ki olun vesselam...
- (bkz: modernizm)
- (bkz: çağdaşlaşmak)
- büyük bir kısmını gelenekselcilik, muhafazakarlık ve "eski güzel değerlerimiz ne kadar da yozlaştı. kurtuluş, kadim değerlerimize sahip çıkmaktadır." iddiası kapsamında anlamdırabildiğim ama "seküler ve kapitalist değerler ne ola ki?" dedirten ideolojik modern zamanlar eleştirisi. kurtuluş ruhanî ve sosyalist değerlerde midir? yoksa bu iki uç arasındaki o hassas dengeyi kurabilmekte midir? napoli halkı açıklama bekliyor.
- özgür düşünce, demokrasi vesaire yalanları ile iyi bir bokmuş gibi sunulan yemek.
"çağdaşlık" kavramı, adı üzerinde çağdan çağa değişir. dünya hakim kültürü'nün kendi kültürünü dayatma aracından başka birşey değildir. çağımızda çağdaşlık, her alanda sömürünün ete kemiğe bürünmüş halidir. bu yüzden birisi asırlardır çağdaşız diyorsa bir oturup düşünmek lazım. çağdaşlık değil, terakki ve uygarlık.
|